Zayi Edilen Nimet, Zaman

0
621
Zayi Edilen Nimet, Zaman
Zayi Edilen Nimet, Zaman

Zaman, yüce Allah’ın insana en büyük emanetidir. Allah bu emanetin korunmasını istemektedir. Helal ve hayır işlerde geçen ömür ihya edilmiş ve korunmuş olur. Haram işleyerek geçen zamanlar ise zayi edilmiştir.

Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) insanların iki büyük nimetle aldandığını haber vermiştir. Bunlar sıhhat ve boş vakittir. (Buhâri). Kıyamet günü, herkese hesabı ve şükrü sorulacak dört nimet vardır. Bunlardan ikisi zamanla ilgilidir. Allah Teala herkese gençliğini nerede harcadığını, ömrünü nerede tükettiğini soracaktır. Diğer iki nimet de mal ve ilimdir. (Tirmizî)

 

Hasan- Basri de (rahmetullahi aleyh) sahabenin halini şöyle anlatır:

“Ben öyle insanlara ulaştım ki sizin elinizdeki altın ve gümüşü koruduğunuzdan daha fazla vakitlerini koruyor ve boşa harcamaktan sakınıyorlardı. Sizden biriniz nasıl iyi bir kazanç getirmeyen yerlere altın ve gümüşünü harcamıyorsa, onlar da zamanlarını öyle titizlikle koruyor; bir nefesini dahi zayi etmiyor, vakitlerini Allah’a itaatin dışında asla kullanmıyorlardı.”

Sahabeye bakıp, kendi halimize şöyle bir göz attıktan sonra anlıyoruz ki; onlar için büyük bir nimet olan, altın değerinde kıymetli olan zaman, bizim için bir nimet değil, ev iş uğraş derken geçirilmiş bir zaman.. Televizyon karşısında saatlerce oturup zayi edilen boş vakit… Belkide bu yüzden bunun bereketsizliğini günlük yaşamımızda çok sık görüyoruz. Halledilemeyen, yarım kalan ve her seferinde ertelenen işler… Halbuki geri getirilmesi mümkün olmayan en kıymetli hazinedir ‘zaman’ … Yarına garantimiz olmadığını bir düşünürsek, aslında en az sahip olduğumuz şeyin de zaman olduğunu anlarız.

Zaman konusunda insanın ne denli bilinçsiz olduğunu İmam-ı Şafii şöyle dile getirir:

“Hepimiz zamana kusur buluruz… Oysa zaman konuşacak olsa, hepimiz utanırız.” Gerçekten de öyle değil mi? Zayi ettiğimiz boş vakitleri bir bilsek, ne de hüsrana uğrarız. Allah Teala’nın dediği gibi;

“Asra yemin olsun ki, insan ziyandadır. Ancak iman edip, salih amel işleyenler, birbirlerine hakkı ve sabrı tavsiye edenler müstesna.”  (Asr suresi Meali)

Demek ki yaratılış amacını bilip, o doğrultuda hareket edenler, hedeflerine İlahi Rızayı koyup, o yolda ilerleyenler zamanının kıymetini hakkıyla bilen kimselerdir.

Eğer ki bizler iman ettik, teslim olduk diyorsak, iddiamızın arkasında durup, ona göre hareket etmeliyiz ki, yarın mahşerde mahcup olmayalım. Kuranı Kerimde, Müminun suresinde Allah Teala buyuruyor ki;

“Onlar ki boş ve yararsız şeylerden yüz çevirirler.”

İnanmış bir mümin, hayatını Kuran merkezli yaşamalı. İnsan imtihan dünyası dediği şu yerde zamanını boş yere, oyun ve anlamsız eğlenceler, dedikodular üzerine BOŞA geçirmemelidir. Zira Cennette dahi ‘Ah keşke daha çok salih amel işleseydim’ diyerek pişmanlık duyulacaksa, insanın şimdi vaktini bu tür manasızlıklarla boş geçirmesi ne derece doğrudur? Ne kadar mantıklıdır?

Peygamberimiz (Salllahu Aleyhi ve Sellem) “Sizler benim bildiklerimi bilseydiniz, az güler çok ağlardınız.” derken, zamanı böylesine boş geçirmek, kıymetini bilmemek, mümin bir insana yakışır mı? Allah Kuranı Kerim’de hiçbir şeyin zamana karşı koyamayacağını bildirirken, bu umursamazlık neden?

Şimdi daha çok salih amele koşmanın zamanı değil midir? Bu dünya bir tarladır. Ekip, biçip gideceğimiz bir tarla. Bugün ekmezsek, yarın nedamet duymaz mıyız? En büyük pişmanlıkların yaşandığı o günde, pişmanlığımıza geçirilen boş vakitlerimizi de ilave edip, daha  büyük bir pişmanlık mı yaşamak istiyoruz? Bu gaflet perdesini yıkmanın tek çaresi, sıhhat ve boş vaktin kıymetini anlayabilmemizin tek yolu; Kurana ve sünnete sımsıkı sarılıp, bildiklerimizi tek tek hayatımıza geçirmektir.

İlginizi Çekebilir : Abdestsiz/Hayızlı İken Ne Tür İbadetler Yapılabilir

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.