Uykusuz Mustafa Efendi İsimli Bir Zat Vardı

0
96
Uykusuz Mustafa Efendi İsimli Bir Zat Vardı

Tasavvuf kitaplarında, üveysî diye adlandırılan, ilginç kişilik özelliklerine sahip olan, hiçbir tarikatla bağlantıları olmayan fakat tarikat çevreleri tarafından sevilen bir kısım zatlardan bahsedilir. Uykusuz Mustafa Efendi de onlardan biri.

Tasavvuf kitaplarında, üveysî diye adlandırılan, ilginç kişilik özellikleri olan, hiçbir tarikatla bağlantıları olmayan fakat tarikat çevreleri tarafından sevilen bir kısım zatlardan bahsedilir. Bu zatların hallerinde bizim anlayamadığımız, bilemediğimiz esrarengiz bir şeyler vardır. Mesela Ladikli Ahmet Ağa bu zatlardan bir tanesidir. Kendisinin Hızır aleyhisselam ile görüştüğü söylenmektedir. Ve hakkında daha başka birçok esrarengiz şeyler anlatılmaktadır.

Yahyalı İpek Hoca güzel insandı

Bu zatlardan birisi de benim bizzat ziyaret ettiğim Yahyalılı İpek Hoca’dır. Asla yalan söylemesi düşünülemeyecek kişilerden, onun bir takım hallerini dinlemiş birisi olarak, bu zatlarda normal aklımızla idrak edemeyeceğimiz bir sır olduğunu düşünüyorum. Bu tür şeylere inanmayan kimseleri inandırmak gibi bir kaygım olmasa da bu zatların hayatları boyunca İslam’ı çok güzel bir şekilde yaşadıklarını bilmem, o kimselere inanmam için yeterli bir sebep teşkil ediyor. İnşallah Allah izin verirse bu zatı da ilerde sizlere tanıtmaya çalışırız.

Bir ayağı Muş’ta, diğeri İstanbul’da

Bir de geçen sene yine Eyüp Sultan’da bir zat ile tanışmıştım. O da çok güzel bir insandı. Kendisine telefon ettiğim zaman; “Sana fatura yazmasın ben arayayım” diyecek kadar düşünceli bir zat. Heybetli bir insan, Muşlu ve rüya tabirleri konusunda ilmi var. Bana Hızır aleyhisselam’dan iki sene ders aldığını söyledi.

Sakın bu bahsettiğim insanları şöhret peşinde olan, insanları sömüren sahte şeyhlerle bir tutmayın. İslam’ın inceliklerine vakıf güzel insanlardan bahsediyorum size… Bu zatın iki hanımı var, biri Muş’ta, biri İstanbul’da… Senenin yarısını orada, yarısını İstanbul’da geçiriyor. İnşallah bu güzel insan İstanbul’a gelince, kendisini konuşmaya ikna edebilirsem sizlere de tanıtacağım.

Ve Uykusuz Mustafa Efendi

İnşallah şimdi size ismini ilk defa duyduğum ve hiçbir yerde hakkında bilgi ve fotoğraf bulunmayan bir zattan bahsedeceğim. 2010 yılının mart ayında Eyüp Sultan’da Mehmet Helvacıoğlu Bey ile tanışmıştım. Kendisi Edremit Star gazetesinde köşe yazarlığı yapmış, rubai tarzında şiirleri olan değerli büyüğümüz… Bana o zaman Konya’da ziyaret ettiği üveysî meşrepli bir zattan bahsetmişti. Geçtiğimiz günlerde Mehmet Bey’le tekrar görüşme imkânımız oldu. Kendisinden bu zat ile tanışma hikâyesini anlatmasını istedim. Sağ olsun bizi kırmadı ve hiçbir yerde adını duymadığım merhum Konyalı Uykusuz Mustafa Efendi’yle olan münasebetini bize anlattı.

Güzel bir kokusu vardı

Mehmet Bey onu ilk ziyaretini şöyle anlattı: “90’lı yıllarda ilahiyatta okuyan bir arkadaşımla Konya’ya Uykusuz Mustafa Efendi’yi ziyaret etmeye gittik. Yolda giderken arkadaşımla fizik ötesi şeylerden konuşuyorduk; başka âlemlerde ne var ne yok diye düşünüyor, bu konuyu müzakere ediyorduk. O zatın evine gittik. Böyle klasik bir Anadolu köy eviydi… Elinde bir Kur’an mushafı vardı. Çok güzel de bir kokusu vardı. Ben böyle güzel bir koku daha önce koklamamıştım.”

Kainat dünyadan ibaret değil

Uykusuz Mustafa Efendi evlerine gelen Mehmet Bey ve arkadaşının yolda konuştuğu meselelerle ilgili daha onlar bir şey sormadan cevaplar vermiş. Başka âlemlerle ilgili sözler sarf etmiş. Uykusuz Mustafa Efendi demiş ki: “Ben bir âleme çıktım, orada yirmi bir gün kaldım. Patik gibi bir ayakkabı giyiyorlar, çobanlık yapıyorlar, evleri gösterişli değil basit, camilerinde minareleri yok, merdiven gibi yüksek bir yerden ezan okunuyor, camiden çıkıyorlar ağızlarında hep Allah muhabbeti… Yirmi bir gün orada misafir kaldım ama kadınlarını görmedim. Evladım biz onların ekmeğini yiyoruz. Kâinat dünyadan ibaret değil…”

Uykusuz Mustafa Efendi, Mehmet Bey ve arkadaşına cenneti de gördüğünü söylemiş. Orada bir huri gördüğünü, “ona ne yapıyorsun” diye sorduğunu, hurinin de, “Dünyadan gelecek olan beyime çeyiz hazırlıyorum” dediğini anlatmış. İnsanların cenneti böyle bir rüya gibi, bir hayal gibi sandıklarını ama oranın da dünya gibi gerçek bir yer olduğunu söylemiş.

Bunu anlatırken Mehmet Helvacıoğlu Bey şöyle bir ilavede bulunuyor: “İnsanlar cennet-cehennem denilince soyut bir şey olarak düşünüyorlar. Hâlbuki orası da bu âlem gibi bir âlem, ama biz gidip gelmediğimiz için bilmiyoruz.” Cennet konusunda bir de şöyle demiş Uykusuz Mustafa Efendi: “Cennette kıskançlık yok fakat gıpta var. Kendinden üstün birinin makamını gördüğünüz zaman ‘keşke ben de dünyada çalışsaymışım’ diyeceksiniz.”

Yedilerin reisi İskenderiye’de

Uykusuz Mustafa Efendi, Mehmet Bey’e tasavvuftaki yedilerden de bahsetmiş. “Yedilerin reisini gördüm İskenderiye’de, bir yırtma tahta üzerinde yatıyordu” demiş. Bir de; “Bir genç var, görev bekliyor” demiş. Mehmet Bey’in ifadesine göre bu zat Mehdi aleyhisselam olabilirmiş. Belki de velilerden birisidir. Bu zat bir de; “Ne Rusya kalacak ne Amerika kalacak. Hepsi dümdüz olacak” demiş.

Evlerinizi kalacağınız yere yapın

Bu zatı daha sonra iki kere daha ziyarete gitmiş Mehmet Bey ve arkadaşı… O ziyaretini de şöyle anlatıyor Mehmet Helvacıoğlu Bey: “Uykusuz Mustafa Efendi bir gün bizi aldı, bir arabayla bir bağ evine götürdü. Meram bağlarından geçerken hepimiz hani toyuz ya; o Meram bağlarındaki evlere hayran kaldık, o güzel bahçeli evlere heveslendik. ‘Şuraya şöyle bir ev yaptırsak ne güzel olur’ diye içimizden geçirdik. Uykusuz Mustafa Efendi arabanın ön koltuğunda oturuyordu, bize döndü: ‘Evlerinizi kalacağınız yere yapın’ dedi.

Kadirî şeyhi ona çok hürmet etti

Gittikleri yerdeki hatıralarını ise Mehmet Bey şöyle anlatıyor: “Geniş avlulu bir eve girdik. Bir Kadirî şeyhinin eviymiş. Kadirî şeyhi bizi kapıda karşıladı, onun elini öptü, bir de bastonunu öptü… El pençe divan durdu Mustafa Efendi’nin huzurunda… O Şeyh Efendi karpuzun çekirdeklerini elleri ile temizleyerek Mustafa Efendi’ye yediriyordu. Çok fazla hürmet ediyordu. Uykusuz Mustafa Efendi orada yaratılış meselesini anlattılar. İkisi öyle bir mana sohbetine daldılar ki biz tam olarak ne konuştuklarını anlayamadık. Ara sıra da Mustafa Efendi ilahiler okuyordu. Öyle bir aşk haliyle… Yasin-i şerifin bir tefsirini yaptı, zannettim ki Yasin-i şerif o anda nazil oluyor…”

Mehmet Bey o gün kendisinden bir nasihat istemiş. Uykusuz Mustafa Efendi: “Ne davalı olun, ne davacı olun, sıratı kolayca geçersiniz” demiş.

Mehmet Helvacıoğlu Bey, Uykusuz Mustafa Efendi’nin Konya aksanı ile konuştuğunu, iyice zayıflamış olduğunu, tanıdıkları dönemde seksen beş yaşlarında ve bakışlarının çok etkileyici olduğunu söyledi. Mehmet Bey bu zatın herhangi bir tarikatla ilgisinin olmadığını, üveysî meşrep olduğunu, 23 sene fasılasız oruç tuttuğunu, sadece bayramlarda orucunu açtığını söyledi. Geçen gün Konya’ya gittiğini, böyle zatlar var mı diye araştırdığını ama oradakilerin; “Artık böyle zatlar yok” dediklerini üzüntüyle söyledi.

Bizim algımız mı bozuk?

Dünyayı rasyonel ve mekanik bir algıyla algılayanlar, bu tür şeyleri de çok garip karşılıyorlar. Dünyanın az buçuk nice halleri olduğunu bilenler, ya da bu konuda benzer tecrübeler yaşayanlar burada anlatılan farklı âlemleri görmek gibi durumların imkânsız şeyler olmadığını anlarlar. İnsanların kafalarını karıştırmak istemiyoruz ama bilinsin ki böyle zatları inkâr etmek de sağlıklı bir yaklaşım değildir.

Allah Uykusuz Mustafa Efendi’ye gani gani rahmet eylesin… Bilenler, tanıyanlar varsa, mutlaka bize ulaşsın…

Aydın Başar – Dünyabizim web sayfasından alınmıştır.

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.