Şeriatta El Kesilmesi- Hırsızın Elinin Kesilmesi İle İlgili Ayet

0
1527

Şeriatta El Kesilmesi- Hırsızın Elinin Kesilmesi İle İlgili Ayet

Mühim bir konu olmakla beraber insanların konuyu bilmeden ahkam kesmemesi gerektiğini söyleyebiliriz. Günümüzde bildiğimiz yasaların caydırıcı olmadığına şahit olmaktayız. Şeriatta bu kural nasıl işliyor inceleyelim.

 

Şeriat hukukunda mevcut olan, Kur’an ayeti ile sabit olan ve şeriat cezalarından biri olan hırsızın elinin kesilmesi cezası, şeriatta el kesmek ve bu cezanın İslamda uygulanma şartları açıklanıyor.

Hayatın gayesinin, adaletin, kainatın sırlarının öğrenilmesi vahiy yolu ile mümkündür. Kişilerin kendi cüz’i akıllarından çıkan ideolojiler vahiy hakikatına aykırı olduğu takdirde değersizdir. İslamiyet’in tek doğru din olduğunu mantıksal deliller ile ispat eden yazımız okunabilir:

Din Neden Gereklidir? Neden İslam Tek Doğru Dindir?

Hırsızlık insan emeğinin karşılığı olan malın çalınmasıdır. Hırsızlığın sık sık meydana geldiği bir toplum kötü ahlakın çok sık görüldüğü bir toplum demektir. Belki de dünya üzerindeki tüm toplumlarda hırsızlık suçu cezalandırılır. Adil olan cezalandırma yöntemi tek doğru din olduğunu binlerce delillerle ispat edebileceğimiz İslamiyet’te vardır. Şeriatın ne demek olduğunu, gerçek İslam şeriatının nasıl olduğunu anlatan yazımızı okumak için:

Şeriat Nedir?

Hırsızlık büyük günahlardan biridir ve büyük bir suçtur.

Hırsızın elinin kesilmesi ile ilgili ayet meali şöyledir:

“Hırsızlık eden erkek ve kadının yaptıklarına karşılık bir ceza, Allah’tan bir ibret olarak ellerini kesin. Allah güçlüdür, hikmet sahibidir. Kim bu haksız davranışından sonra tövbe eder ve halini düzeltirse bilsin ki Allah onun tövbesini kabul eder. Şüphe yok ki Allah çok bağışlayıcı, çok esirgeyicidir. Bilmez misin ki göklerin ve yerin mülkiyeti Allah’a aittir. O, dilediğine azap eder, dilediğini de bağışlar. Allah her şeye kadirdir.”

(Maide Suresi, 5/38-40)

Hırsızın ceza olarak elinin kesilmesi hırsızlık günahının büyüklüğünü gösterir. El kesme cezasının olduğu bir toplumda hırsızlık vakasının sık sık görülmesi çok zordur. İnsanlar psikolojik olarak bu ceza sebebiyle hırsızlık yapmayı düşünmezler. 

Günümüzde hırsızlığa verilen uzun süreli hapis cezalarının hırsızlığı önlemede pek etkili olmadığı görülmektedir. Günümüzde İslamiyet’in el kesme emrini uygulamayan ülkelerdeki hırsızlık sayıları ve hırsızlık oranlarına baktığımızda kolaylıkla görürüz ki; hırsızlara verilen uzun süreli hapis cezaları hırsızlık suçunu önlemede etkili yöntemler değildir. İslamiyet’te had cezalarının amacı insanları cezalandırmak değil, huzurlu bir toplumun oluşmasıdır.

“Hadd ve ceza’ emr-i İlâhi ve adâlet-i Rabbaniye nâmına icrâ edildiği vakit, hem ruh, hem akıl, hem vicdan, hem insaniyetin mahiyetindeki lâtifeleri müteessir ve alâkadar olurlar. İşte bu sır içindir ki, elli senede bir cezâ, sizin her gün müteaddit hapsinizden ziyâde bize faide verir…” Bediüzzaman Said Nursî, Hutbe-i Şâmiye

İnsan, bedeninin gerçek sahibi değildir. Beden insana bir emanet olarak verilmiştir. İnsanı yok iken varlık sahasına çıkaran Allah insanın gerçek sahibidir. İnsanın beş yüz sene boyunca ibadet etmesi Allah’ın verdiği bir göz nimetine karşılık gelemez. El, göz, kulak, burun, ayak, beyin, kalp gibi azalar çok değerlidir. İnsan bu azalarını milyon dolarlara satamaz. İşte insana bu kadar değerli azalar veren Allah bu azaların hakiki sahibidir. Hem zaten bütün insanlar ölümü tadacaktır. Allah ister ve zamanı geldiğinde insanın bedenini öldürür. Demek ki; insanın bütün azalarına sahip olan Allah, insanın elinin de gerçek sahibidir. Allah hırsızın elinin kesilmesini emretmiştir. İnsan, ellerin gerçek sahibinin Allah olduğunu bilmelidir. Hırsızın kesildiği elin hakiki sahibi hırsız değildir.

Ayrıca hırsızın elinin kesilmesi hırsızın günahlarına kefarettir. Hırsız bu fani dünyada aldığı bu had cezası sebebiyle belki de ahirette cehenneme gitmeyecek, doğrudan Cennet’e gidecektir. Doğrusunu Allah bilir. 

İslam tarihinin ilk üç asrında el kesme cezası sadece altı kez uygulanmıştır. (bk. İsmail el-Fehranî, “eş-Şeriatü beyne’s-salihin ve’l-Murcifin” el-Ehram, 17 Yenayır, 2011)

İslamda hırsızın elinin kesilmesi için şartlar vardır. Bu şartlar mevcut olmaz ise hırsızın eli kesilmez. Hırsızın elinin kesilmesi için gerekli şartlar:

1. Hırsız akıllı ve ergenlik çağına ulaşmış olmalıdır. Deli ve çocuğa el kesme cezası uygulanmaz.

2. Hırsız hırsızlık yapmaya zorlanmamış olmalıdır.

3. Mal korunmuş, muhafaza edilmiş bir yerden çalınmalı ve dışarı çıkarılmalıdır. Mal, örfen malların korunduğu ev, dükkan, sandık, kasa, pantolon cepleri, ceket cepleri gibi yerlerden çalınmalıdır.

İslam alimlerinin bu konu hakkındaki görüşlerinden bir örnek:

“Hanefî ve Şafiî fukahâsına göre tek koruma alanı niteliğindeki bahçeli, birçok odalı konak biçimindeki yerlerden çalınan malın, tamamen konağın dışına çıkarılmadıkça hırsızın eli kesilmez. Yani malın odalardan konağın içinde bir alana çıkarılması o malın koruma alanı dışına çıkarıldığını göstermez. Bu durumda yakalanan hırsız teşebbüs aşamasında kalan suçtan dolayı ta’zirle cezalandırılır.

Ebû Hanife’ye göre hırsız malı dışarı atar ve kendisi onu almak için dışarı çıkarken yakalanırsa yine had uygulanmaz. Çünkü mal hırsızın zilyedine girmemiştir. Suç tamamlanmamıştır. Ancak dışarıya çıkar ve alırken yakalanırsa had cezası uygulanır.

İmam Ebû Yusuf Kitabu’l-Harac’ında başka bir örnek verir. Bir kimse bir evi veya mağazayı delerek veya normal yolla girerek malı çıkaracağı sırada yani henüz çıkaramadan yakalanmış olsa, had uygulanmaz ancak tevbe edinceye kadar hakkında şiddetli ta’zir icra olunur. Ebû Yusuf hükmünü delillendirmede Hz Ali’nin huzuruna, ev delmekte iken tutulan bir adam getirilince, onun elinin kesilmemesini kullanır.” *

* Dr. Yahya Yaşar – Yeni Ümit Dergisi

4. Hırsız, ortak olduğu malı çalmamalıdır. Çalınan mal hırsıza ait olmamalıdır.

5. Hırsız babasının, eşinin, çocuğunun malını çalarsa el kesme cezası uygulanmaz.

6. İki adil şahidin şahitlik yapması gerekir.

7. Hâkim hırsızı sorgulamalı ve hırsızın suçlu olduğuna kanaat etmelidir. Hakim şahitlere sırası ile hırsızlığın mahiyetini, çalınan malın cinsini, değerini, malın nasıl çalındığını, hırsızlığın yapıldığı yeri, hırsızlığın ne zaman yapıldığını, hırsızın kim olduğunu sorar.

8. Çalınan malın değeri Hanefi mezhebine göre en az on dirhem olmalıdır. Cezanın uygulandığı dönemdeki dirhemin değeri esas alınır. (bk. el-Kâsânî, Bedâyiu’s-Sanâyî’, VI, 67; İbnü’l-Hümâm, Fethu’l-Kadîr; IV, 220, 230; Nesaî, Sârık, 10; Zeylaî, Nasbu’r-Râye, III, 359, 360).Hanefi mezhebine göre on dirhemden az kıymette olan mal çalınırsa el kesme cezası uygulanmaz.

9. Hırsız yakalanmadan önce pişman olup teslim olursa el kesme cezası uygulanmaz.

10. Çalınan mal temiz olmalıdır. Hırsız köpek, domuz, şarap ve murdar bir hayvanın tabaklanmamış derisini çalarsa el kesme cezası uygulanmaz.

11. Aç kalmış ve açlık sebebiyle ölüm tehlikesi ile karşı karşıya kalmış kişinin hırsızlık yapması sebebiyle el kesme cezası uygulanmaz. Hazreti Ömer, bir kıtlık zamanında hırsızlık yapan kişilere ceza uygulamamış ve: “İnsanların karnını doyurmadan, onlardan kanunlara uymayı istemeyiz” demiştir.

12. Hanbeli ve Şafii mezhebi hukukçularının çoğunluğuna göre hırsız yakalandıktan sonra pişman olur ve tevbe eder ise el kesme cezası uygulanmaz. Ancak Hanefi ve Maliki mezhebine göre yakalanan hırsız tevbe etse de el kesme cezası uygulanır.

İnsanların en hayırlısı Peygamberimiz (Sav) şöyle buyurmuştur:

“Elinizden geldikçe hadd (el kesme ve sopa gibi) cezaları Müslümanlardan def edin. Bir özrü varsa, hemen salıverin, zirâ imamın yanlışlıkla affetmesi, yanlışlıkla cezâ vermesinden daha hayırlıdır.” Tirmizî, Hudud 2

Eli kesilen hırsız ve hırsızın ailesini aç bırakmamak devletin vazifesidir.

Had cezası gerekmeyen durumlar olduğu zaman zararın ödenmesi yoluna gidilir.

Hırsız zengin, meşhur, mevki sahibi biri de olsa eli kesilmesi kararlaştırılmış ise ceza uygulanır.

Bu konu hakkındaki bir hadis-i şerif meali şöyledir:

“Mahzum kabilesine mensub bir kadının hali Kureyş (kabilesin)i üzdü. Onlar:

Kim Rasûlullah’a (gidip de) bu kadın (a şefaat) için konuşacak’ dediler. Bir kısmı da:

“Bu işe Rasûlullah’ın sevgili (sahabî)si Üsâme b. Zeyd’den başkası cesaret edemez’ dediler. Üsâme (kadına şefaat için) Resûl-i Ekrem’le konuştu. Bunun üzerine Rasûlullah buyurdular ki:

“Yüce Allah’ın hadlerinden bir hadd(in yapılmaması) hususunda şefaat mı ediyorsun?” Sonra kalkıp bize bir hutbe irad etti. Daha sonra buyurdu:

“Sizden evvelkilerden (şerefli bir kimse hırsızlık yaptığında (suçluyu) bırakırlardı. (Şeref itibariyle) zayıf olan kimse çaldığında haddi tatbik ederlerdi. Allah’a and olsun ki, Muhammed’in kızı hırsızlık yapmış olsaydı elbette onun elini de keserdim.” (Eş-Şevkânî, Neylü’l-Evtâr, VII,’ 131, 136).

Kaynak : Mektebi suffa

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.