Recep Ayı İle İlgili Bilmemiz Gerekenler

0
1304

Recep Ayı İle İlgili Bilmemiz Gerekenler

Receb, tazim ve saygı anlamına gelir, îslâm öncesi Araplar Receb ayına ayrı bir ehemmiyet verirler, saygı gösterir ve şanını yüceltirlerdi. Receb ayı gelince kılıçlar kınına sokulur, oklar torbalarına yerleştirilir, derin ve kanlı husumetlerin üzerine geçici de olsa bir sükûnet örtüsü çekilirdi. Artık o gürültülü ve korkunç çöller tatlı bir huzurun baharına dalar, her taraf bir güven ve selâmet sahasına dönerdi. Öyle ki, bu ayda bir kimse babasının katiline rastlasa bile başını kaldırıp kaşına bakmazdı. Bu aya “sağır ay” denilmesi de sükûnet mevsimi olmasındandır.

Receb ayına sağır denmesinin bir başka anlamı da şöyle ifade edilir: Bu ayın bereketi hürmetine, bu ayda işlenen günah ve hataları manen bu ay duymamakta, mü’minlerin sadece ibadet ve sevaplarına şahitlik etmektedir. Böylece Cenab-ı Hak mü’min kullarının bu ayda işlemiş oldukları günahları bağışlamaktadır.

İslâmiyet gelince de Receb ayına mahsus olan saygı devam ettirildi. Bilhassa Regaib ve Mi’rac gibi tecellilerle şereflendirildi.
Resul-i Ekrem Efendimiz dualarında, “Allahım! Receb’i ve Şâban’ı hakkımızda hayırlı ve mübarek kıl, bizi Ramazan’a ulaştır” buyururlardı. (Camiü’s-sağir, 2/90)

Receb’e, “recm ayı” da denir. Buna göre, mü’minlerin eziyet ve zahmet vermemesi için şeytanlar bu ayda taşlanır, kovulup uzaklaştırılır.
Receb kelimesindeki “R” Allah’ın rahmetine, “C” Allah’ın cömertliğine ve yardımına, “B” ise Allah’ın birrine (iyilik ve ihsanına) işaret eder.

Receb ayına “mutahhar” denmesinin sebebi, bu ayı oruçlu geçirenlerin günah ve hatalarından temizlenip paklanmasıdır. Receb ayının Peygamberler tarihinde ayrı bir yeri vardır. Meselâ, Nuh Aleyhisselâm ve kavmi Receb ayında gemiye binmiş ve tufandan kurtulmuşlardır.

Receb ayı Hicrî ayların yedincisi ve Ramazan’dan iki ay öncesidir. Fazileti bakımından ayrı bir yeri vardır. Regaib ve Mi’rac gibi mübarek geceleri içinde bulundurması faziletini daha da arttırmaktadır. Ayrıca, Kur’ân’da haram ayları olarak geçen dört aydan birisi olması, Müslüman kalblerdeki yerini bir kat daha daha artırmıştır.

Receb ayı, “üç aylar” olarak bilinen mübarek bir mevsimin ilk ayıdır. Bu aylara “çok sevaplı ibadet ayları” diyen Bediüzzaman, onların kazandırdıkları sevap ve mükâfatlar bakımından, mü’minlerin önünde nasıl bir kademeli yükseliş vesilesi olduklarına şöyle işaret eder:

“Her hasenenin (ibadetin) sevabı başka vakitte on ise, Receb-i Şerifte yüzden geçer, Şâban-ı Muazzamada üç yüzden ziyade ve Ramazan-ı Mübarekte bine çıkar ve Cuma gecelerinde binlere ve Leyle-i Kadirde (Kadir Gecesinde) otuz bine çıkar.”(Şualar, 416)

Buna göre Receb ayında işlenen ibadet, edilen iyilik, yapılan hizmetlerin manevî ecri ve sevabı bire yüz verilmektedir. Bunun için mü’minler bu aydaki nasiplerini arttırmak maksadıyla daha çok gayret sarf ederler. Hayır ve hasenata biraz daha ağırlık verirler.

Bazı hikmet ehli âlimler Receb ayı hakkında şu yorumları getirmişlerdir:

Receb eza ve cefâyı terk içindir, Şaban amel ve vefa içindir, Ramazan sıdk ve safa içindir.

Receb tevbe ve pişmanlık ayıdır, Şaban muhabbet ayıdır, Ramazan kurbet (Allah’a yakınlık) ayıdır.

Receb hürmet ayıdır, Şaban hizmet ayıdır, Ramazan nimet ayıdır.

Receb ibadet ayıdır, Şaban dünyanın safasını terk etme ayıdır, Ramazan ibadetlerin mükafatını artıran aydır.

Büyük tasavvuf ehli Zünnün Mısrî der ki:

“Receb ekme ayıdır, Şaban sulama ayıdır, Ramazan derleyip toplama ayıdır. Herkes ne ekerse onu biçer, ne yaparsa cezasını çeker. Bir kimse ekimi bırakırsa, hasat zamanı ekmediğine pişman olur. Kıyamet gününde ise çok kötü duruma düşer.” (Abdürkadir Geylani, Üç aylar ve Faziletleri)

Recep ayının gün içindeki en sevaplı ibadeti, oruçtur. Bu oruç nafile oruçtur. Yani tutulursa sevabı vardır, tutulmazsa bir sakıncası ve günahı yoktur.

İşin aslına bakılırsa, hadislerde Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in Ramazan ayı dışındaki oruçları anlatılırken, onun Hicri ayların 13, 14 ve 15’inde oruç tuttuğu belirtilir. Bu günlere de “beyaz günler” anlamında “eyyam-ı bıyd” denir. Yani ayın en parlak olduğu dolunay günleridir. Hatta öyle ki, Peygamberimizin bu oruçları hiç ihmal etmediği, her ay tuttuğu anlatılır. Çünkü bugünlerde insan bedeninde birtakım psikolojik değişimler olduğu için, bugünlerin oruçla geçirilmesi tavsiye edilmiştir. Peygamberimizin her hafta nafile olarak tuttuğu bir diğer oruç da pazartesi ve perşembe günleri oruçlarıdır.

Bu günlerde oruç tutmasının hikmetini de Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şu sözleriyle ifade eder:

“Ameller (yapılan ibadetler) Allah Tealaya pazartesi ve perşembe günleri arz edilir. Ben amelimin oruçlu olduğum hâlde arz edilmesini severim.” (Tirmizî, Savm: 44)

Recep ayı öteden beri halk arasında üç ayların ilk ayı olarak bilinir ve oruç ayları olarak tanınır, diğer aylara nazaran bu aylarda daha çok oruç tutulur. Zaten üçüncü ay olan Ramazan’da oruç tutmak farzdır. Bir yerde Recep ve Şaban ayında tutulan oruçlar Ramazan’a bir hazırlık ve alışma dönemidir.

Bazı kitaplarda Recep ayı orucu ile ilgili değişik hadisler rivayet edilir. Fakat hadis alimleri bu hadislerin rivayet zinciri ve gelişi hakkında sağlıklı bilgi olmadığını söyleyerek dikkatli olunmasını tavsiye ederler.
Ancak sahih hadis kaynaklarında Recep ayı orucu hakkında şu iki hadis kaydedilir. Abdullah bin Abbas, Peygamberimizin Recep ayı orucunu anlatırken şu rivayeti zikreder:

“Resulullah (a.s.m.) Recep ayında, bazı yıllarda öyle oruç tutardı ki biz, ‘(Gâliba) hiç yemeyecek (ayın her gününde tutacak).’ derdik. (Bazı yıllarda da öyle) yerdi ki biz; ‘(Galiba) hiç tutmayacak.’ derdik.’ (Buhari, Savm:53; Müslim, Siyâm:179; Ebû Dâvud, Savm 55)

Bu hadiste hem bir teşvik var; Recep ayında oruç tutmanın önemi dile getiriliyor. Öbür yandan da bu ayda Ramazan ayı gibi kesintisiz, hiç ara vermeden oruç tutulmaması tavsiye ediliyor. Peygamberimiz (asm) her iki şekli de uygulamıştır ki, Müslümanlar iki tercih arasında serbest bırakılmış. İsteyen ara ara tutar, isteyen daha sık oruç tutar.

Aşağıda yer alan hadis ise Recep ayı orucunun nasıl tutulmasını net bir biçimde açıklıyor.

Kur’ân’da geçen harem/hürmetli/saygın aylardan birisi de Recep ayıdır, bu aylara haram ayları denir. Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu aylarda oruç tutmayı şu sözleriyle anlatıyor:

“Haram aylarından bazısını tut, bazısını bırak, haram aylarda tut ve bırak, haram aylarda tut ve bırak.”

Hadisi nakleden Hz. Bâhilî diyor ki:

“Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ‘tut’ dedikçe, üç parmağını yumdu, ‘bırak’ deyince de üç parmağını bıraktı.” (Ebû Davud, Savm:54)

Böylece Peygamberimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in “Üç gün tut, üç gün ara ver” dediği anlaşılıyor. Recep ayında devamlı olarak aralıksız oruç tutanlar, bu oruçların sevabını alırlarsa da pek tavsiye edilmiyor. Sebebi ise Recep ayının Ramazan ayına benzetilmemesidir.

Ancak kefaret orucu tutmak isteyenler için, Recep ayının ilk gününden itibaren Şaban ayı ile birlikte iki ay aralıksız tutulur, buna Ramazan orucu da katılarak üç aylık bir oruç ibadeti yapılmış olur.

Receb ayı günahların affedildiği aydır. Bağışlanmanın yolunu ve istiğfarın nasıl yapıldığını bilmek gerekiyor. Rivayete göre şu istiğfar duasını Receb ayında yedi kere okuyan kimsenin günahları affolunmaktadır.

“Estağfirullâhe’l-Azîme’llezî la ilahe illâ hû el-Hay-yü’1-Kayyûmu ve etûbü ileyh. Tevbete abdin zâlimin li-nefsihî lâ-yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ.”

Mânâsı: “Hayat sahibi olan, her şeyi idare edip ayakta tutan, kendisinden başka hiçbir ilâh bulunmayan Allah’tan mağfiret dilerim. Kendi nefsine zulmetmiş kulun tevbesi gibi Ona tevbe ederim. Öyle bir kul ki, kendi nefsi adına ne ölüme, ne hayata ve ne de tekrar dirilmeye sahip değildir.” (Mecmuatü’l-ahzab, 1/599)

Üç aylar birer dua ve niyaz mevsimidir. En güzel duaları başta sahabiler olmak üzere İslâm büyüklerinden öğreniyoruz. Hz. Ali’nin Receb ayında şu şekilde dua ettiği rivayet edillir:

 

“Allahım, salat eyle Muhammed Aleyhissalâtü Vesselamın üzerine; hikmet yıldızları ve devamlı nimet ve ismet kaynağı ehl-i beytine.

Allahım, beni her türlü kötülükten koru. Beni unutkan etme ve gaflet üzerinde bırakma. Sonumu da hasret ve pişmanlıkla bitirme. Benden razı ve hoşnut ol. Senin mağfiretin zalimler içindir, ben de nefsime zulmettim.

Allahım, beni bağışla, beni bağışlamakla Sana bir zarar gelmez. Bana nimetlerini ihsan et, bana vermekle senin ihsanın azalmaz. Senin rahmetin geniş ve boldur. Hikmetlerin ise hoş ve güzeldir.

Allahım, bana sıhhat ve afiyet ver. Güven ve huzur ihsan eyle. Şükür ve takvaya ulaştır.

Allahım, Senden sabır ve doğruluk istiyorum. Bana işimde kolaylık ver. İşlerimi güçlükle gördürme. Aileme, çocuklarıma ve kardeşlerime iyilik ve ihsanda bulun. Onları mü’min ve Müslümanlardan kıl ve bu şekilde dünyadan ayrılmalarını nasip eyle.”

 

Bazı Selef büyükleri de Receb ayı gecelerinde şöyle dua etmişler:

 

“Allahım, Sana mahzun gönlümle, isteklerini kabul buyurduğun dostlarının duası ile niyaz ediyorum. Zatına eriştirdiğin ve Senin rızanı isteyenlerin dili ile Senden talep ediyorum. Umarım Senin ululuğundan, Seni bileyim ve kulluk edeyim.

Yâ Rab, bu gecenin rahmet ve bereketinden sevap ve mükâfatından beni nasiptar et.

Allahım, kullarından istediğine, istediğini verirsin, kim Seni onlara ikram etmekten alıkoyabilir? Ben fakir ve âciz bir kulum. Fazl ve kereminden nimetlerini ümit ediyorum. Sana sığınırım ve ancak Senden yardım dilerim

Yüce Mevlam, bu gece kullarına çok rahmet ve bereketini döker, saçarsın. Allahım, Sana yalvaran dilleri, Sana kalkan elleri boş çevirme. İyilik ve yardımınla faydalandır bizi. Nimetlerinle donat hepimizi.

Allahım, salât eyle Muhammed ve evladına, eşlerine ve dostlarına, bitip tükenmeyen rahmet ve bereketinle. Yâ Rabbe’l-Âlemin!”

 

Kaynak; sorularlaislamiyet.com

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.