Peygamberimiz’e Has Bazı Özellikler

0
1328

Bu özellikleri şöyle özetlemek mümkündür:

1. Uyumakla abdestinin bozulmaması. Bir hadis-i şerifte şöyle buyrulmuştur:

“Benim gözlerim uyur, fakat kalbim (şuurum) uyumaz.”

2. Kendisinden sonra hanımlarının başkalarına haram olması. Bunu bildiren âyette şöyle buyrulmuştur:

“Onun eşleri mü’minlerin anneleridir.” (Ahzâb Sûresi, 6)

“Allah’ın Resûlüne ne eziyet etmeye ne de ondan sonra hanımlarıyla evlenmeye hakkınız yoktur. Bu şeyler Allah yanında büyük günahlardır.” (Ahzâb, 53)

3. Kendisinden geriye kalan malın akrabasına miras olmaması. Bir hadîs-i şerîfte şöyle buyrulmuştur:

“Peygamberlerden kalan mal umumun malıdır. Bazı kimseler için miras değildir.”

4. Ona ismiyle hitap etmenin câiz olmaması. Bu sebeple, onu çağırırken, ‘Ya Muhammed!’ yerine, ‘Ya Resûlallah!’ veya ‘Ya Nebiyellah!’ demek lâzımdır. Bu ona karşı gösterilmesi farz olan edep ve saygı cümlesindendir.

5. Onun yanında yüksek sesle konuşmamak. Hayatta iken, onun önünde böyle konuşmak câiz olmadığı gibi, türbesini ziyâret ederken de bu câiz değildir. Bu sebeple, orada okunan duaları da yavaşça ve edeple okumaya özen gösterilmelidir. Bu da ona karşı saygının bir ifadesidir. Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur:

“Ey iman edenler! Sesinizi peygamberin sesinden fazla yükseltmeyin ve birbirinizle konuştuğunuz gibi yüksek sesle onunla konuşmayın. Öyle yaparsanız, farkına bile varmadan amelleriniz yanar.” (Hucurât Sûresi, 2)

Bu âyette de görüldüğü gibi, Allah Teâlâ peygamberine saygı gösterilmesine önem vermiş ve onu emretmiştir. (Feth/9) Bu kadarla da kalmayıp, örnek olmak üzere, bu saygıyı gösteren bir taifeyi övmüş ve onu göstermeyen bir taifeyi de yermiş ve kötülemiştir. Birinci tafie için şöyle buyurmuştur:

“Allah Resûlü’nün yanında seslerini kısanlar, Allah’ın kalplerine takva yerleştirdiği kimselerdir. Bu kimseler için bağışlanmak ve büyük bir mükâfat vardır.”(Hucurât/3)

İkinciler için de şöyle buyurmuştur:

“Seni uzaktan seslice çağıranların çoğu düşünemeyen akılsız kimselerdir.” (Hucurât/4)

6. Sözlerinin kısa ve çok mâna taşıması. Bu özellik, hem Allah Resûlü’nün gerçek sözleriyle ona nispet edilen uydurma sözleri birbirinden ayırmak için önemli bir kriter ve ölçü, hem de, onun sözlerinden çeşitli mânalar ve hükümler çıkarmak için kazandırılmış bir zenginlik, genişlik ve elastikiyettir.

(Bu özellik, daha büyük çapta Kur’ân-ı Kerîm’in sözlerinde de vardır. Onun için, bu “nazm-i celil”, ilk indiği günden bu yana yüzlerce kere tefsir edilmiştir. Bundan sonrada yüzlerce kere tefsir edilecektir. Fakat mânaları hiç bitmeyecektir.)

Kur’ân; bu özellik, zenginlik ve genişlikte iken, bir takım kuş kafalılar, dört beş yüz sayfalık bir meâl kitabının onun yerine geçebildiğini söylemektedirler. Bunun söylemek, tıpkı bir denizin bir kovaya sığdırılabileceğini söylemek gibidir. Bunu söylemek için de, Allah Teâlâ’nın insanı şaşırtması ve aklî dengesini bozması lâzımdır.

7. Ona herhangi bir şekilde eziyet etmenin kebire (büyük günah) olması. Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyrulmuştur:

“Allah’ın Resûlü’ne eziyet edenlere elem verici bir azap vardır. (Tevbe/61)

“Allah ve Resûlü’ne eziyet edenlere Allah dünyada da, âhirette de lânet eder ve onlara aşağılayıcı azaplar hazırlar. (Ahzâb/57)

Ahzâb/57. Not: Bu âyet, Allah Resûlü’ne eziyet etmenin, Allah Teâlâ’ya eziyet etmek derecesinde olduğunu bildirmiştir. Bu hem Peygamberimize verilen değerin büyüklüğünü, hem de ona eziyet etmenin günahının büyüklüğünü gösterir.

Allah Resûlü’ne sövmenin, onunla alay etmenin, onun dinine, ahlâkına, sünnetine bir kusur nisbet etmenin cezası ise, ölümdür.

İbnül-Münzir şöyle demiştir:

“Bil ki, âlimlerin büyük çoğunluğu, Allah Resûlü’ne söven bir müslümanın dinden çıkıp mürtedleştiği, tövbe ve pişmanlığının kabul edilmeyeceği ve öldürüleceği hususunda icmâ ve söz birliği etmişlerdir.”

Kaynak; İmam-ı Gazâlî, Yol Gidenlerin Klavuzu ve Arayanların Bahçesi, Hikmet Neşriyat

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.