Orucun Kazandırdığı 5 Önemli Fayda!

0
1199
Orucun Kazandırdığı 5 Önemli Fayda!

Orucun Kazandırdığı 5 Önemli Fayda!

Orucun farz kılınmış olmasındaki hikmet ve faydalar pek önemlidir. Orucun dinî, ahlâkî, sıhhî, toplumsal pek çok faydası  vardır. Şöyle ki;

1. Oruç tutanlar, Allah Teâlâ’nın mukaddes bir emrine uyduklarından dolayı, bu ibadetleri sonucunda takva mertebesine ulaşırlar. Bu mertebenin yüceliği ise bilinmektedir.

 

2. Oruç tutanlar, ahlâkî güzellikler bakımından ilerlerler. Çünkü oruç, şehveti kırar. Nefsin kötü eğilimlerini doğru yöne çevirir. Kalbi nurlandırır, kalbin şefkat, yumuşaklık ve merhamet gibi nezih hislerini arttırır, aklı hikmet ve marifet nurlarıyla aydınlatır. Farsça bir şiirde şöyle söylenmiştir: “Mideni bir müddet boş tut, tâ ki içindeki marifet nurunun parlayışını göresin.”

Oruç tutanlar, Allah Teâlâ'nın mukaddes bir emrine uyduklarından dolayı, bu ibadetleri sonucunda takva mertebesine ulaşırlar

3. Oruç tutanlar, sağlıklarını korumuş olurlar. Her insana belirli zamanlarda dengeli bir perhize ihtiyacı olduğu bilinmektedir. Bunun sonucunda insan, organlarının görevlerini düzenli bir şekilde yerine getirmesini ve aklî melekesinin daha çok çalışmasını sağlamış olur. Böylece insanın hayatta kılmasını sağlayan temel dinamikler arasındaki ahenk güzelce devam eder. İşte oruç böyle faydalı bir riyazettir.

Şu bir ay içinde oruçlunun ruhunda tam bir uyanış meydana gelir. Akıl ve idrak faaliyetleri olgunlaşır. Hayatında mükemmel bir düzen görülür. Düşebileceği bir takım hastalıklardan kurtularak sağlığını korumuş olur. Nitekim bir hadisi Nebevî’de de,

“Oruç tutunuz ki, sıhhatiniz devam etsin.” (Taberânî, Mu’cemu’l-Evsât, 8/174, nr:8312)

Bu mübarek farz ibadetin şartlarına tamı tamına uyulması gerekir ve bu mübarek ay ibadet ve itaat ile geçirilmelidir. (Böylece oruç ibadetinin sağlayacağı maddi ve manevi faydalara ulaşılabilsin.) Yoksa bir takım gayri meşru oyunlar, eğlenceler ile heba edilmemelidir.

4. Oruç tutanlar, toplumsal hayata da hizmet etmiş olurlar. Oruçlu bulunan bir kişi, Allah’ın emrine itaat eden, yasaklarından kaçınan bir kimse demektir. Bu kişi, aynı zamanda helâl olan şeylerden bile tam bir ay gündüzleri uzak durmaktadır. Artık bu kimse haram olan şeylerden faydalanmak ister mi ?

Bununla beraber birçok Müslüman, böyle bir ay devam eden ruhanî bir riyâzet sayesinde bir takım zararlı, gayri meşru alışkanlıklarını tamamen terkediyorlar. Bir de mübarek Ramazan ayında aile fertlerinin daha ileri bir refah seviyesinde yaşamalarını sağlamak için çoğunlukla bu mübarek ay yaklaşınca ticaret hayatında bir hareketlilik başlar; bunun sonucu olarak da toplum faydalanmış olur.Sonuç olarak hangi şekilde bakılırsa bakılsın, oruç ibadetinin farz olmasının hikmetleri ve faydaları bitmez.

Oruç tutanlar, toplumsal hayata da hizmet etmiş olurlar. Oruçlu bulunan bir kişi, Allah'ın emrine itaat eden, yasaklarından kaçınan bir kimse demektir

 

5. Hele bu kutsal ibadetin manevi zevkine gelince, o, her şeyin üstündedir. Bir hadis-i nebevî de şöyle buyruluyor;

“Oruçlu için iki sevinç vardır. Biri iftar vaktindeki, diğeri de Allah’a kavuşması anındadır.” (Müslim, Sıyâm, 30.)

Ahiret gününde Cenâb-ı Hakk’ın tecellisi ve cemâlini görme anındaki sevincin yüceliğini anlatmaya ve tarif etmeye kutsîlerin lisanı bile yeterli gelmez. Biz sadece iftar anındaki sevinci biraz düşünelim: Yâ Rabbi! Bu sevinç ne kadar yüce ve ne kadar ruhanîdir! Kendisine ibadet edilen ikram sahibi Allah’ın emrine uyarak oruç tutmuş bir Müslüman aileyi göz önüne alalım;

Güneş guruba başlamış, iftar saati yaklaşmış… Bu mutlu ailenin üyeleri bir araya toplanıyor. Allah’ın emrini yerine getirmekten dolayı kalpleri coşkuyla dolmuş, sofra başında gurubu bekliyorlar. Oruçlarını açmak için Cenâb-ı Hakk’ın tayin etmiş olduğu dakikanın girmesini gözlüyorlar. O dakika geliyor…

Aile bireylerinin her biri tam bir safiyetle, güzel bir dil ile,

“Ey mağfireti bol, ibadete layık olan Allah’ım! Ahiret gününde beni, anamı, babamı ve bütün mü’minleri bağışla!” diye yalvarıyor.

Bundan daha yüce bir manzara olabilir mi? Şimdi bu ailenin yaşadığı ruhanî sevinç, manevi lezzet; bu geçici hayatın bütün eğlence ve zevkinden üstün değil midir? Ne mutlu o insanlara ki, böyle mukaddes bir görevi yerine getirerek sonsuz bir sevince ulaşırlar. Yazıklar olsun o kimselere ki, nefislerine esir olurlar da böyle sonsuz bir sevinçten mahrum kalırlar.

Ey mağfireti bol, ibadete layık olan Allah'ım! Ahiret gününde beni, anamı, babamı ve bütün mü'minleri bağışla

 

Fahreddin-i Râzî Hazretlerinin dediği gibi;

Allah Teâlâ’nın samediyet (Allah’ın hiçbir şeye muhtaç olmaması), inayet (Allah’ın yardımı) ve azamet (Allah’ın büyüklüğü) nurları daima parlamaktadır. Bu ezelî nurların bir perde arkasında kalması mümkün değildir. Bu nurların ilâhî aleme ait ziyasını (ışıklarını) hiçbir şey örtemez. Şu kadar var ki, bu nurların bir bedene sahip olan insanların ruhlarında ortaya çıkmasına, onların bedenlerine ait özellikleri ve bağlantıları engel olmaktadır. Oruç ise, insanın bedenî yönüyle sahip olduğu özellikleri ve bağlantıları gideren sebeplerin en kuvvetlisidir.

Bunun için keşif ehli insanlar şöyle demişlerdir:

“Hak Teâlâ’nın ilâhî nurlarını elde edebilmek için oruçtan başka çare yoktur. İnsan oruç tutmalıdır ki, ulûhiyyet nurlarından ruhî yönüyle istifade edebilsin.

Farsça bir şiirde şöyle söylenmiştir:

“Yalnız vücutlarını besleyenler, yiyip içmekten başka bir şey düşünmeyenler, manevi zevklere sahip uyanık bir ruha sahip olamazlar. Çünkü midesi dolu olan bir insan, hikmetten uzak kalır ve irfan nurundan hissedar olamaz.”

Müslümanlara Ramazan-ı Şerîf’te yemek ve içmek, yalnız gündüzleri yasaktır. Fakat güneşin batışından fecrin doğuşuna kadar yemek içmek serbesttir. Hatta vücutlarının kuvvetten kesilmeyip; ibadetlerini, görevlerini güzelce yapabilmeleri için, Ramazan-ı Şerîf’in gecelerinde diğer zamanlara nazaran biraz daha fazla yiyip içmelerinde bile bir sakınca yoktur. Hatta sahur yemeği yemeleri ve oruçlarını daha rahat tutmaya yardımcı olması için sahuru biraz geç yemeleri güzel görülmüştür. Bir hadisi şerîfte şöyle buyrulmuştur;

“Sahur yemeği yiyiniz. Çünkü sahurda bereket vardır.” (Malik b. Enes)

Onunla kuvvet ve fazlasıyla sevap verilir. Bundan dolayıdır ki oruç, obur kimselerin zannettiği kadar zor bir ibadet değildir. Bilâkis, faydaları sayılmayacak kadar çoktur. Sonuç olarak şöyle bitirmek yerinde olacaktır:

Orucun maddi ve manevi faydaları pek çoktur. Hak Teâlâ Hazretleri, cümlemizi bu yüce farzın feyzinden istifade edenlerden eylesin. Âmin.

 

Kaynak; Kur’ân-ı Kerîm’den Dersler ve Öğütler, Ömer Nasuhi Bilmen

İlgili Yazılar: Kimler Oruç Tutmayabilir ?

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.