Nefsi Yenmek Ve Şeytana Karşı Koymak Nasıl Olur

0
1611

Nefsi Yenmek Ve Şeytana Karşı Koymak Nasıl Olur

Nefsi Yenmek Ve Şeytana Karşı Koymak Nasıl Olur. Aklı başında olan kimsenin, nefsin azgın arzularını açlıkla sindirmesi gerekir. Çünkü Allah’ın (Celle Celalühü) düşmanını (nefsin azgın arzularını) ancak açlık gemleyebilir.

Nefsin azgın arzuları ise, yemek ve içmek şeytanın vasıtalarıdır. Nitekim Peygamber Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) şöyle buyuruyor;

“Şeytan, insan vücudunda kan damarları yolu ile dolaşır; binaenaleyh siz onun dolaşım yolunu açlıkla daraltınız. Kıyamet günü, insanların Allah’a en yakın olanı, en uzun müddet aç ve susuz kalandır.” (Acluni, Keşfu’l-Hafa, 671) 

İnsanoğlu hesabına en büyük tehlike kaynağı, midenin doyumsuz arzularıdır. Hazreti Adem (aleyhisselâm) ile Havva’nın huzur ve istikrar yurdundan (cennetten) çıkarılarak horluk ve yokluk diyarına (dünyaya) gönderilmelerinin sebebi odur.

Bilindiği gibi bir ağaç meyvesinden yemek,  kendilerine Allah tarafından yasaklandığı halde, azgın arzularına yenilerek söz konusu ağacın meyvesinden yediler de çırılçıplak kalıverdiler.

Tahkike göre, mide, aşırı arzuların kaynağıdır. Hikmet ehlinden biri der ki;

“Nefsinin kontrolü altına giren kimse, onun azgın arzularından hoşlanmaya mahkum olmuş,onun yanılmalar zindanında tutuklanmış ve kalbini faydalı şeylerden  mahrum etmiş olur. Vücut azaları toprağını azgın arzularla sulayanlar, kalplerinde pişmanlık ağacı dikmiş olurlar.”

Ulu Allah (Celle Celalühü) canlıları üç türlü yaratmıştır. Hayvanları azgın isteklerle donatmış, fakat onların yapısına akıl katmamıştır.

İnsanoğlunu ise akıl ve arzuları bir arada yapısına katarak yaratmıştır. Buna göre aklını azgın arzularının kontrolüne veren kimse hayvanlardan aşağıdır. Bunun tersine azgın arzularını aklının kontrolü altında tutan kimse de meleklerden üstündür.

Hatem’ül Asam (Rahimehullahu) der ki; “Nefsiim ayak bağım, ilmim silahım, günahım hayal kırıklığım ve şeytan da düşmanımdır. Nefsimin arzusuna, hiçbir zaman uymam.”

Ehli marifetten bir zatın şöyle dediği nakledilir; Cihad üç türlüdür;

Birincisi, kafirlerle savaşmaktır ki, bu zahiri cihattır. Ulu Allah’ın (Celle Celalühü)

“Allah yolunda cihad edenler..” (Maide suresi, 54) ayeti celilesinde, cihadın bu çeşidine işaret edilmiştir.

İkinci çeşit cihad ilimle ve inandırıcı deliller ile batılın taraftarlarına karşı verilen cihaddır.

“En iyi usulle onlara karşı koy!” (Nahl suresi/ 125) ayet-i kerimesi, bu çeşit cihada işaret eder.

Üçüncü çeşit cihad, kötülüğü emreden nefse karşı verilen cihaddır. Bunun hakkında da Allah şöyle buyurur:

“Bizim uğrumuzda cihad edenlere yollarımızı gösteririz.” (Ankebut suresi, 69)

Kaynak; Kalplerin Keşfi (Mükaşefetü’l Kulub), İmam Gazali, çelik yayınevi, syf: 26.

Nefsi Yenmek Ve Şeytana Karşı Koymak Nasıl Olur

 

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.