Müslüman’ın Moral Politikasında 7 Önemli Etken!

0
67
Müslüman’ın Moral Politikasında 7 Önemli Etken!

Günümüz Dünya’sının şartları maalesef Müslümanlar için zorlu ilerlemektedir. Bazen zorlukların boyutları yükselir, bazende daha durgun bir hal alır. Bu bir sınavdır. Her durum da Müslümanın zulüm ve sıkıntı gördüğü yerde destek olmak zorundayız. Bu desteği hem maddi hem de manevi olarak sağlamamız gerekir. Bunun içinde öncelikle de morallerimizin yüksek olması gerekir. Nureddin Hoca’nın sohbetinden yola çıkarak “Müslüman’ın Moral Politikasında 7 Önemli Etken” başlığıyla sizler için yazı hazırladık. Buyrun; birlikte analiz edelim.

  1. Nefis Mücadelesidir.

Allah’a isyan olan şeylerden uzak kalmak ve sürekli ibadetle meşgul olarak, yeni enerji kazanmak. Bunu yaptığımız zaman, mümin kendini korumuş oluyor; hem haramdan uzak durarak, hem ibadetle meşgul olarak.

Bir davetçi işlerin iyi gitmediğini düşündüğü zaman, gece ibadetine başlamalı. Onu yapıyordu, Kuran’a ağırlık vermeli; onu da yapıyordu; hasta ziyaret etmeli. Rutinleşme, mevcut enerjiyi yok hale getirebilir.  Körleştirebilir rutin hale gelmesi.

 

En büyük nimetlerden birisi güneş olmasına rağmen insan faturasını ödemediği için nimetten saymıyor! Morali yerinde olmayan insanın bilgisi aklına gelmez. Onun için şeytan, fakirlikle, başka şeylerle insanın gözünü korkutmak ister .

  1. Allah’a karşı doğru olmak.
Sözlerinle, gayen arasında ve tavırlarınla üçlü bir sac ayağı oluşturursun. 3’ü ihlas ayağı üzerinde döner. Senin gayen; Allah’a çağırmak… Sözlerinle ayet/hadisleri bize yansıtıyor ve tavırlarında da bu çağırmaya uygun mu davranıyorsun? Bu 3’ünü yaptığın zaman -samimi- bir şekilde yaptığın zaman- mümin olarak zaten sen canlısın. İhlas ile hareket ettiğin için sözüne bereket verecek Allah. Amellerini riyadan koruduğun için, tesirini arttıracak, sözlerin daha müessir hale gelecek.
3. Kur’ân beraberliğini arttırmak gerekiyor;

1.’si; Davetçi Kurândan örneklerle yol almalı. Bütün ayetler davetçi ayetidir. Peygamber kıssaları, Allah Teala’nın emir ve yasakları, her şey…

2.’si; Davetçi yoruldukça Kuran ile dinlenmelidir. Bu dinlenme Kuran’ı üzerinden okuyarak, araştırma yaparak; hiçbir şey yapamıyorsa, ezber bildiği sureyi yazarak olmalıdır. Tesellisi bu olmalı davetçinin… İyi bir davetçi Yusuf suresini yetmiş kere okusa dahi, yetmiş birinci okumasında yeni bir keşif yapar. Her gittiğinde yeni bir çiçek görür.

Kuran… Hele davetçinin ezber bildiği yerler… Her gittiğinde yeni çiçek açan bahçe gibidir. Ama sıradan bir hafız gibi okursan, eski çiçeklerin üzerine basarsın, onları da göremezsin.

Davetçi, Kuran’dan ilham aldığı zaman tazedir, öbür türlü taklitçidir hep.

Davetçi, bir konuyu cemaate anlatacağı zaman; bir hafta boyunca anlatacağı konuyla alakalı ayetleri namazlarının sünnetinde okumalı, yoğrulmalıdır. Böyle olduğu zaman direk etki eder.

  1. Sahih kaynaklardan, başta Ashab-ı Kirâm olmak üzere, Selefi Salihin’in hayatı bilinecek.

İmam kelimesi geçince cami imamını değil, mevcut yönetime taviz vermeyen İmam-ı Azâm’ı hatırlayacaksın. Ciddi olarak İmam-ı Azam, İmam Malik bileceksin. Halid b. Velid’i tanıyacaksın. ‘Salihlerin anıldığı yere rahmet iner’ Adları bereketli… Düşünün… Sahabeden birini duyduğumuz zaman, anlatıldığı zaman, damarlarımızda hareketlenme oluyor.

Davetçi insan, hadis bildiği gibi Ashab-ı Kirâm’ın başta olmak üzere, Allah dostlarının –menkıbelerini değil ama- hayatlarını bilecek, bunlar gıda takviyesidir. Ama Resulullah’ın anlattıkları bizzat ilaçtır, patentli ilaçtır. Davetçi bunları bilecek.

Bir tavsiye: Yusuf Karadavi Hocamız’ın “İman ve Hayat” kitabında bu ruh çok yüksektir. Bu kitabı güzelce not tutarak okumalı, sonra da her sene notlarıyla birlikte tekrar okumalıdır.

  1. Fasıklar ve fısk oluşturan noktadan uzak duracak.

Fasık’ın kendi geleceğinden umut yok. O elektrik çarpmış adama benzer. Fasık, alenen haram işleyen adamdır.  Tövbe ederse, kurtulur günahından. Elektrik kaçağıdır aramızdaki ilişkimiz.

Manevi gücümüzü ayakta tutmanın yolu, çok namaz kılan biriyle oturmak değildir. O kendisi için yapar, ümmet diye bir derdi yok çünkü.

‘Ümmet’ diye derdi olup, namaz kılmayan da zarar da! Namaz kılıp ‘Ümmet’ diye derdi olmayanda zararda! Dengeyi bulursan, adın Ebubekir (r.anh) olur.

  1. Bir mümin olarak biz zikir yapmak zorundayız.

Kuran, kelime-i tevhid, salavat zikirdir. Bir müminin işine, eylemine, sağlığına göre zikri olmalıdır. Ama bir davetçi, mesela; namazdan sonra İhlas okumadan kalkmamalıdır. Sonra diğer sureleri de okumalıdır.

Mesela sabah namazından sonra 10 defa Kelime-i Tevhid okumadan kalkmamalıdır davetçi. Zikir, enerji toplamaktır.

“Ey iman edenler! Karşılaştığınız zaman düşmanla; kaçmayın (tedbirinizi alın) Allah’ı da çok zikredin. Umulur ki, kurtulursunuz.””

  1. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yorulduğunda ‘Rahatlat bizi’ diyordu.

Ezanla, namazla rahatlıyordu. Demek ki, Resulullah (aleyhisselam) dertlerini namazla unutuyordu. En sinirli anında davetçi iki rekat namaz kılacak. Büyükler, şehadetini namazla kutladı. (Allah için ipe gidenler) Yapa, yapa, yapa, bu olacak!

“Her işin bir yorgunluk dönemi vardır. Her yorgunluk bir dinlenmeyi gerektirir. Hangi dinlenme benim sünnetime uygun olursa, o kurtulur.” (Hadis-i Şerif)

Her işin yorgunluğu var. Davetçilik; en ağır, en yorucu işlerden biri. Her an yapıyorsun. Efendimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) yorulmayacaksın demiyor. Yorgunluk dinlenmeyle geçer, ‘Sünnete uygun dinlen’ diyor.

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.