Müminin Dost Ve Yardımcısı Allah Tealadır

0
678

Müminin Dost Ve Yardımcısı Allah Tealadır

namaz-8-1456131987

Cemel vakası gününde (babam) Zübeyr, durunca beni çağırdı. Ben de hemen ayağa kalkıp vardım, dedi ki:

“Ey oğulcuğum! Bugün öldürülenler ya zalim ya mazlumdur. Bana gelince bugün mazlum olarak öldürüleceğim kanaatindeyim. En büyük düşüncelerimden biri, elbetteki borçlarımdır. Ne dersin, borçlarımızı ödedikten sonra malımızdan geriye bir şey kalır mı?” Sonra şöyle devam etti: “Ey oğulcuğum! Malımı sat, borcumu öde!” Malının kalanı olursa üçte birini vasiyet etti. Vasiyet ettiği üçte birinin de Abdullah’ın çocukları olan torunlarına verilmesini istedi ve “Borçları ödedikten sonra malımızdan geriye bir şey kalırsa, üçte biri senin oğullarına aittir.” dedi. Hişam diyor ki:

“Abdullah’ın çocukları, Zübeyr’in Hubeyb ve Abbad gibi bazı çocuklarının akranı idiler. O gün onun dokuz oğlu ile dokuz kızı bulunuyordu. Abdullah der ki: Borcunu bana vasiyet edip duruyor ve “Ey oğulcuğum! Şayet borcumdan bir kısmını ödemekten aciz kalırsan, Mevlamdan yardım dile.” diyordu. Allah’a yemin ederim ki, ben ne demek istediğini tam anlayamadım ve “Babacığım Mevlan kim? dedim. O, “Mevlam Allah!” dedi.

Allah’a yemin ederim ki onun borcunu ödemekte sıkıntıya düştükçe “Ey Zübeyr’in Mevlası! Onun borcunu öde.” dedim.Hemen ödeyiverdi. Zübeyr’in oğlu Abdullah sözüne devamla şöyle der: Zübeyr altın ve gümüş bırakmadan öldürüldü. Sadece bir bölümü Gabe’de bulunan arazi bıraktı. Bir de on biri Medine’de, ikisi Basra’da, biri Kufe’de, biri de Mısır’da evler bıraktı. Abdullah sözüne şöyle devam etti:

Babamın üzerindeki borçlar şöyle olmuştu: Bir kimse kendisine gelir, ona bir emanet bırakmak ister, babam Zübeyr ise “Hayır, emanet olmaz, fakat borç olarak bırak. Çünkü ben onun zayi olmasından korkarım.” derdi. Zübeyr hayatı boyunca ne bir valilik, ne haraç toplama memurluğu, ne de başkan bir idari görevde bulundu. Sadece Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem veya Ebu Bekir, Ömer ve Osman ile birlikte cihada iştirak etti.

Abdullah diyor ki: Babamın üzerindeki borçları hesapladım, iki milyon iki yüz bin rakamını buldum.

Hakim İbni Hişam, Abdullah İbni Zübeyr ile karşılaştı ve “Ey kardeşimin oğlu! Kardeşimin borcu ne kadar?” diye sordu. Borcu gizledim ve “Yüz bin” dedim. Bunun üzerine Hakim ” Allah’a yemin ederim ki, malımızın buna yeteceği kanaatinde değilim.” dedi. Abdullah, “İki milyon iki yüz bine ne dersin?” deyince Hakim, “Buna güç yetirebileceğinizi zannetmiyorum. Borç ödeme yapmakta aciz kalacak olursanız benden yardım isteyin.” dedi.

Abdullah diyor ki: Zübeyr, Gabe mevkiindeki araziyi yüz yetmiş bine satın almıştı, Abdullah araziyi yüz yetmiş bine satın almıştı, Abdullah araziyi bir milyon altı yüz bine sattı. Sonra kalktı ve “Kimin Zübeyr’de alacağı varsa, Gabe’de (ormanda) bize gelsin.” diye ilan etti. Bunun üzerine Zübeyr’den dört yüz bin alacaklı olan Abdullah İbni Cafer, Zübeyr’in oğlu Abdullah’a geldi ve “Dilerseniz alacağımdan vazgeçip bağışlayayım.” dedi Abdullah, “Hayır” dedi. Bunun üzerine Abdullah İbni Cafer, “Şayet borcunuzdan bir bölümünü tehir etmek isterseniz, benim alacağımı geri bırakabilirsiniz.” deyince, Abdullah, “Hayır bunu da istemiyoruz” deyince, Abdullah İbni Cafer, “O halde bana araziden bir parça ayırın.” dedi Abdullah İbni Zubeyr de ” Şuradan şuraya kadar olan arazi senin olsun” dedi.

Abdullah kalan araziden bir bölümünü de sattı. Babası Zübeyr’in kalan borçlarını ödeyip bitirdi. Araziden  dört buçuk sehim de arttı. Abdullah kalkıp Muaviye’nin huzuruna gitti. Oradan Amr b. Osman, Münzir İbni Zubeyr ve İbni Zem’a da vardı. Muaviye, Abdullah İbni Zübeyr’e, “Gabe’ye ne kadar değer biçildi? diye sordu. Abdullah, “Her sehim için yüz bin” dedi. “Bunlardan ne kadar kaldı?” diye sordu. Bunun üzerine o da “Ben ondan bir sehimi yüzbine aldım. dedi. Amr ibni Osman, “Bir sehimini bende yüz bine aldım.”dedi. İbni Zema’da aynısını dedi. Muaviye, “Şimdi geriye ne kadar kaldı?” diye sordu. Abdullah ibni Zübeyr, “Bir buçuk sehim.” dedi. Muaviye, “Kalan bir buçuk sehimi de ben yüz ellibine satın aldım.”

Abdullah İbni Cafer, kendi hissesini Muaviye’ye altı yüz bine sattı. Abdullah, babasının borçlarını bitirince, Zübeyr’in diğer çocukları, Abdullah’a “Mirasımızı aramızda taksim et.” dediler. Abdullah, Allah’a yemin ederim ki dört sene süreyle hac mevsiminde, ‘Kimin Zübeyr’den alacağı varsa bize gelsin, borcunu ödeyelim.’ diye ilan etmedikçe Zubeyr’in mirasını paylaştırmayacağım.” dedi. Dört sene boyunca bu şekilde ilan etti. Dört sene geçince mirasını taksim etti ve üçte birini ayırdı.

Zubeyr’in dört karısı vardı. Onların her birine bir milyon ikiyüz bin düştü. Buna göre Zubeyr’in bütün malları 50 milyon 200 bin tutmaktadır. (Buhari)

Hadis-i Şerif’ten alınması gerekenler: 

1- Ödemek niyetiyle, ihtiyaç anında borçlanma veya borç istemede dinen bir sakınca yoktur.

2-Hakların zayi olmaması için mirasçılara vasiyette bulunmak şarttır.

3-Ölen kimsenin önce borçları ödenmeli, geriye kalanı da varisler arasında taksim edilmelidir.

4-Mümin, daima Allah’tan yardım istemelidir.

5-Emanete ihanet, münafığın özelliğidir. Münafığın bir özelliği bile bir müminde bulunmamalıdır.

6-Emaneti korumak, iman eden kimselerin özelliklerindendir.

7-Ödemek niyetiyle borçlanan kişiye Allah yardım eder.

8-İman edenin dostu ve yardımcısı Allah Teala’dır.

Kaynak: Sahih Kıssalar- Abdul Mennan Joulha

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.