Mirac Gecesi (Kandili)

0
1466
Miraç Kandili
Miraç Kandili

İçindekiler :

  • Mirac Gecesi Nedir?
  • Mirac Olayı Ne Zaman Gerçekleşti?
  • Mirac Gecesi ile İlgili Ayetler
  • Mirac Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler
  • Mirac Gecesine mahsus İbadetler var mıdır?
  • Mirac Gecesinde Peygamberimize Neler Verilmiştir?
  • Mirac Olayı Nasıl Gerçekleşti ve Neler Oldu?
  • Peygamberimiz (aleyhisselam) Mirac’a Neden Çıktı?

 

Mirac Gecesi (Kandili) Nedir?

Bazı alimlere göre hicretten bir buçuk yıl kadar önce Receb-i Şerif’in 26.gününü 27.gününe bağlayan gecede Cenab-ı Hakk’ın, Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem’e en büyük ihsanı olan isra ve mirac hadisesini yaşatarak, kendine özel davet etmiş ve görüşmüş olduğu geceye mirac gecesi (mirac kandili) denilir. Peygamber Efendimiz Hz.Muhammed aleyhissalatu vesselam, o gece Kâbe’nin çevresinde uyku ile uyanıklılık arası bir durumda iken Cebrail aleyhisselam gelmiş, Onu Burak adlı bir binite bindirerek, önce Kudüs’teki Mescid-i Aksa’ya götürmüş, oradan da göklere yükseltmiş “Sidretü’l-Müntehâ” denilen en üst makama ulaştırmıştır. Resul-i Ekrem aleyhissalatu vesselam, bu makamı da geçerek Cenab-ı Hakk’ın huzuruna erişmiştir. İşte Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem’in hem ruhu hem de bedeni ile Cenab-ı Hakk’ın huzuruna yükselme mucizesine Mirac olayı denir.

Kelime anlamı olarak ‘isra‘ gece yürüyüşü, gece yolculuk etmek; ‘mirac‘ ise yükselmek, yükseğe çıkmak anlamlarına gelmektedir.

 

Mirac Olayı Ne Zaman Gerçekleşmiştir?

El-Zürkani, peygamberimizin hayatını kitaplaştıran en tanıdık alim, bu gecenin şu beş ay içinde gerçekleştiğini yazıyor: Rebiü’l Evvel, Rebiü’l Ahir, Recep, Ramazan veya Şevval. Daha sonra bunlara altıncı bir ayı, Zülhicce’yi de ekliyor.

Allame Abdülhakk Muhaddis Dehlevi, meşhur hind alimi, kameri aylar hakkında kitaplar neşretmiştir ve mirac gecesinin Ramazanda veya Rebiü’l Evvel ayında gerçekleştiğini delillerle iddia etmiştir.

Çoğunluğun (Cumhurun) görüşü ise: Müslümanların Birinci ve İkinci Habeşistan hicretle­rinden sonra, Hz. Hatice ve Ebû Tâlib’in vefatlarını takip eden dönemde hicretten bir yıl önce meydana geldiği şeklindeki naklidir. (İbn Kesir’den naklen: Salih Sabri Yavuz, Mi’rac, Diyanet İslam Ansiklopedisi, c:30, s: 132) Müslümanların çoğunluğu Miracı Receb ayının 27. gecesinde kutlamaktadır.

Mirac Kandili (Gecesi) ile İlgili Ayetler

Rabbimiz, Mirac mucizesini bizlere ayetleriyle şöyle bildiriyor:

Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed’i) bir gece Mescid-i Haram’dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa’ya götüren Allah’ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir.

| İsrâ Suresi / 1. Ayet Meali

Mirac olayına delil olan ve Peygamber Efendimiz aleyhissalatu vesselam’ın Sidretü’l-Müntehâ‘ya çıktığını anlatan ayetler ise şu şekildedir :

O (peygamber), Cebrail’i bir başka inişinde de görmüştü. Sidretü’l-Müntehâ’nın yanında. Ki Cennet’ül-Me’va da onun yanındadır. O zaman ki, o Sidre’yi bürüyen bürüyordu. Gözü kaymadı ve sınırı aşmadı. Andolsun o, Rabbinin en büyük ayetlerinden bir kısmını gördü.

| Necm Suresi / 13-18. Ayet Meali

Mirac Gecesi ile İlgili Hadis-i Şerifler

Hz.Enes radıyallahu anh anlatıyor :

Rasulullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki :

Sidretü’l-Müntehâ’ya çıkarıldım. Orada dört nehir gördüm : İki nehir zâhirdi, iki nehir de bâtın. Zâhir olan iki nehir Nil ve Fırat nehirleriydi. Bâtın olanlar da cennetin iki nehri idi.

| Buhari, Eşribe 12; Müslim, İman 264, (164).

Mirac gecesi, uğradığım her melek topluluğu, ümmetime hacamatı tavsiye etti.

| Hakim

Mirac gecesinde ateşten makasla kendi dudaklarını kesenleri görüp, kim olduklarını sordum. “İlmi ile amel etmeyen din adamlarıdır” dendi.

| Buhari, Müslim

Mirac gecesi Cehennemi gösterdiler, çoğunun kadın olduğunu gördüm.

| Tirmizi

Mirac gecesi, ekin ekip bir günde biçen bir topluluk gördüm. Biçtiği mahsul yeniden eski haline dönüyordu. “Bunlar kim?” dedim. Cebrail aleyhisselam, “Bunlar Allah yolunda cihad edenlerdir. Bunların bir iyiliğine yedi yüz misli sevap verilir. Harcadıklarının yerine yenisi verilir” dedi.

| Bezzar

Uzun bir hadis-i şerifin özeti şöyle :
“Cebrail aleyhisselamla bütün gökleri geçerek Sidre-i müntehaya geldim. Cenneti gösterdiler. Daha sonra elli vakit namazla dönerken Musa aleyhisselamı gördüm. Elli vakit namazın ümmetime zor geleceğini, dönüp namaz vakitlerini azaltmasını Allahu Teâlâdan istememi söyledi. Azar azar kaldırılarak sonunda beş vakte indirildi.”

| Müslim

Mirac Gecesine Mahsus İbadetler Var mıdır?

Muhammed Taqi Usmani bu konuda “İslami aylar” kitabında şöyle yazıyor:

“Namaz kılmak, Kur’an okumak, zikir çekmek ve bilinen diğer ibadetler, her zaman olduğu gibi, recep ayının 27. gecesi de yapılabilir. Ancak bilinmelidir ki, bu güne veya geceye mahsus hiç bir özel ibadet yoktur. Be gecede saydığımız ibadet türlerinden bazılarını yapmak isteyenler, bunları yapabilir ve Allah’ın izni ile sevabını da alır. Yapılan ibadetlerin bu gecede daha bir faziletli olduğuna inanılması ise caiz değildir.

Hz. Peygamber, mübarek gün ve gecelerin değerlendirilmesini talep etmiştir (Tirmizi, Savm, 39). Ancak bu gün ve gecelere ait özel bir namaz veya ibadet şeklinden bahsedilmemiştir. Bu bağlamda mübarek gün ve geceleri, bağışlanma ve hayatımıza çeki düzen vermek için fırsat anı olarak görmemiz gerekmektedir. Dolayısıyla Müminler kandil gecelerinde, hayatlarının gidişatını gözden geçirmeli; hata ve günahları için tövbe etmeli, dua ederek, Kur’an-ı Kerim okuyarak, kaza veya nafile namaz kılarak bu fırsatları değerlendirmelidirler.

Kandil gecelerinin gündüzlerinde de oruç tutmak müstehaptır.  Zira Hz. Peygamber (s.a.s.);

“Şabanın ortasında yani berat gecesinde ibadet ediniz, gündüz oruç tutunuz. Allah o gece güneşin batmasıyla dünya semasında tecelli eder ve fecir doğana kadar, ‘Yok mu benden af isteyen onu affedeyim, yok mu benden rızık isteyen ona rızık vereyim, yok mu bir musibete uğrayan ona afiyet vereyim, yok mu şöyle, yok mu böyle! ‘ der.” buyurmuştur

| İbn Mace, İkame, 191

“Allah Teâlâ Şaban’ın on beşinci geresi (Berâet gecesi) tecelli eder ve ana-babaya asi olanlarla Allah’a ortak koşanlar dışında bütün kullarını bağışlar. “

| Tirmizî, Savm, 38

Özetle: Bilinmelidir ki, bu güne veya geceye mahsus hiç bir özel ibadet yoktur. Be gecede saydığımız ibadet türlerinden bazılarını yapmak isteyenler, bunları yapabilir ve Allah’ın izni ile sevabını da alır. Yapılan ibadetlerin bu gecede daha bir faziletli olduğuna inanılması ise caiz değildir. İnsanları bu gece ibadetten men etmek doğru değildir. Hiç namaz kılmayan kimseler dahi toplumsal birlik sayesinde bu gece namaz kılıp, oruç tutup Allah’ı hatırlayabiliyor. Şüphesiz bu hiç hatırlamamasından iyidir.

Mirac Gecesinde Peygamberimize Neler Verilmiştir?

Peygamberimiz’e (aleyhisselatu vesselam) Mirac mülakatı sonunda şu üç şey verildi:

1. Elli vakit namaz sevabına denk, beş vakit namaz verildi.

2. Bakara sûresinin son iki âyeti verildi.

3. Peygamberimiz’in (asm) ümmetinden olup da, Allah’a şerik koşmayanlardan mukhimat (büyük günahlar) bağışlandı.

| Kaynak:  Ahmed b. Hanbel, Müsned, c. 1, s. 422; Müslim , Sahih, c. 1, s. 157; Tirmizî, Sünen, c. 5, s. 393-394; Nesâî, Sünen, c. 1, s. 224; Beyhakî, Delâilü’n-nübüvve, c. 2, s. 373; Begavî, Mesâbîhu’s-sünne, c. 2, s.179; Kadı I yaz, eş-Şifâ, c. 1, s. 1 42; İbn Esir, Câmiu’l-usûl, c. 12, s. 57; Kurtubî, c. 17, s. 94; Zehebî, s. 255; Diyarbekrî, Hamîs, c. 1, s. 312

Nitekim bir hadiste bu hediyeler şöyle ifade edilmiştir:

“…Miraçta Hz. Peygamber (a.s.m)’e şu üç şey verildi:  Beş vakit namaz verildi, Bakara Suresinin son kısmı (Amenerresul) verildi ve bu ümmetten Allah’a şirk koşmadan ölen kimsenin günahlarının bağışlanacağı hususu (söz verildi).”

| bk. Müslim, İman, 279

Bu müjde hiç bir müminin cehenneme girmeyeceği anlamında değildir. Her günahın affedilebileceğini ve eğer günahkar olsa bile iman ile ölmüşse cehennemde ebedi kalmayacağını bildirmektedir.

Sevabı günahlarından çok olan müminler direk cennete gideceklerdir. Günahı ağır basanlar ise, bu günahlardan temizlenmek için cehennemde bir müddet kaldıktan sonra tekrar cennete gireceklerdir.

Mirac Olayı Nasıl Gerçekleşti ve Neler Oldu?

Hazreti Peygamber (asm) Mescid-i Haram’dan (Mekke’den), Mescid-i Aksâ’ya (Kudüs’e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi. Kudüs’e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa’nın (aleyhisselam) makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı, daha sonra Mescid-i Aksâ’ya geldi. Orada içlerinde Hazreti İsa, Hazreti Musa ve Hazreti İbrahim’in de (Aleyhimüsselam) bulunduğu peygamberler topluluğu kendisini karşıladı. Hazreti Muhammed (sallallahu aleyhi ve sellem) bu peygamberlere imam olarak onlara iki rekat namaz kıldırdı.

Bu hadiseden sonra Hazreti Peygamber’e (aleyhisselam) iki kap getirildi ki; kabın birisinde şarap, diğerinde süt vardı.  “Bunlardan hangisini istersen, al!” denildi. Peygamberimiz aleyhisselam sütü seçti. Cebrail aleyhisselam, Peygamberimiz’e (aleyhisselatu vesselam): “Sen fıtratı seçtin, eğer sen şarabı almış olsaydın, senden sonra ümmetin azardı. Sütü tercih etmekle sen de fıtrata yöneltildin, ümmetin de fıtrata yöneltildi. Şarap size haram kılındı!” dedi.

Semanın bütün tabakalarına uğradı. Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. İsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim (Aleyhimüsselam ecmain) gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin!..”dediler, tebrik ettiler. Sonra her gün yetmiş bin meleğin ziyaret ettiği Beytü’l-Ma’mur’u ziyaret etti.

Bundan Sonra Hz. Cebrail (aleyhisselam) ile birlikte sidretü’l-müntehâ’ya geldiler. Sidretü’l-müntehâ; kökü altıncı kat gökte ve gövdesi, dalları yedinci kat göğün üzerinde, gölgesiyle bütün gökleri ve cenneti gölgeleyen,  yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri küpler kadar, bir ağaçtır.

Cebrail aleyhisselam, Peygamberimiz’i (sallallahu aleyhi ve sellem) yukarı götüre götüre, nihayet (kaza ve kaderi yazan) kalemlerin cızırtılarını işitecek kadar yüksek bir yere çıkardı. Peygamberimiz (aleyhisselam); cennetten, yemyeşil bir Refref (ipek döşek)’in birden ufku kapladığını gördü. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem), onun (Refref’in) üzerine oturdu. Cebrail aleyhisselam, Peygamberimiz’den (sallallahu aleyhi ve sellem) ayrıldı. Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem); Aziz ve Cebbar olan Rabbine yükseltilip yaklaştırıldı.

Peygamberimiz (asm), Yüce Rabbinin: “Korkma ya Muhammed, Yaklaş!” buyruğunu işitmeye başladı. Nihayet, hiçbir kimsenin hiçbir zaman erişememiş olduğu yakınlık makamına, İlahî kabule, İlahî ikram ve ihsana nail oldu! İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem): “Ben, Yüce Rabbimi gördüm!” buyurmuştur.

Peygamberimiz (asm) Miraç’ta Cenab-ı Hakk’a selam yerine bütün mahlukatın ibadetlerini hediye etmiştir. Efendimizin (sallallahu aleyhi ve sellem) Cenab-ı Hak ile olan bu konuşması bütün müminlerin miracı olan namazlarında okudukları tahiyyatın sözlerinden oluşmaktadır. Bu konuşmanın meali şöyledir:

Peygamberimiz (sallallahu aleyhi ve sellem) Cenab-ı Hakk’a hitaben:

“Bütün tahiyyeler, bütün mübarek şeyler, bütün salâvat ve duâlar ve bütün kelimat-ı tayyibe Allah’a mahsustur.” şeklinde hitab vermiştir. Bunun anlamı“Bütün varklıkların halleriyle ve dilleriyle yapmış oldukları ibadetleri ve tesbihlerini, bütün çekirdekler ve nutfeler gibi mübarek şeylerin fitri mübarekliklerini ve tesbihlerini, bütün insanlar gibi şuurlu varlıkların ibadetlerini ve bütün peygamberler ve kamil insanlar olan evliyaların, asfiyaların ibadetlerini ve tesbihlerini onların namına sana hediye ediyorum; sana mahsustur.” demektir.

Bu selamın üzerine Cenab-ı Hak da Resulüne (sallallahu aleyhi ve sellem): “Selâm olsun sana ey Peygamber!”şeklinde mukabele de bulunmuştur. Bunun üzerine Allah Resulü (sallallahu aleyhi ve sellem) de: “Bize ve Allah’ın salih kullarına selâm olsun.” şeklinde cevap vermiştir. Bu konuşmaya sidretü’l-müntehada tanık olan Cebrail (as) da Allah’ın şahitlik etmesini emretmesi üzerine “Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehadet ederim. Ve Muhammed’in (sallallahu aleyhi ve sellem), Allah’ın elçisi olduğuna da şehadet ederim.” diyerek şehadet etmiştir.

Peygamberimiz sallallahu aleyhi ve sellem Mirac’a Neden Çıktı?

Bir padişahın iki türlü konuşması vardır. Biri, bir vatandaşla telefon ederek küçük bir meseleyi görüşmesidir. Diğeri de devlet başkanı, halifelik yönü ve milletin idarecisi olarak, emirlerini her tarafa duyurmak için özel bir elçisi ile konuşması, sohbet etmesi, onun aracılığı ile ferman yayınlamasıdır.

Bu örnekte olduğu gibi Cenab-ı Hakk’ın da kulları ile iki tarzda muhatap olması vardır. Biri, özel ve cüz’i, diğeri de geniş ve genel mahiyette bir konuşması. Cenab-ı Hakk’ın bazı velilerle özel ve cüz’i anlamda ilham etmesi birinciye örnektir.

Ama Peygamberimiz Aleyhissalâtü Vesselam bütün velayet mertebelerinin üstünde bir büyüklük ve yücelikte, kâinatın Rabbine, bütün varlıkların Yaratıcısı olarak Cenab-ı Hakk’ın sohbetine müşerref olması ise ikinci ve mükemmel olanına misaldir.

Peygamber Aleyhissalâtu Vesselamın elçiliği iki taraflıdır. Birisi halktan Hakk’a, diğeri de Hakk’tan halka. Birisi Mirâcın bâtıni tarafı olan velayet yönüdür, diğeri de zahiri tarafı olan risalet yönüdür.

Yani Peygamber Aleyhissalâtü Vesselam bizi temsilen Cenab-ı Hakk’ın huzuruna çıktı; başta insanlar olmak üzere bütün varlıkların ibadet, kulluk, tesbih ve zikirlerini toplu olarak (askerin komutana tekmil vermesi gibi) arz etti. Bu yönüyle Miraç halktan, insanlardan, varlıklardan Hakk’a bir gidiştir. Diğeri de Cenab-ı Hakk’ın biz kullarından istediklerini, emir ve yasaklarını Resul olarak getirmiştir. İbadetlerin özü ve esası olan beş vakit namazı Miraç hediyesi olarak getirmesi gibi…

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.