Küfür(kötü ve çirkin söz) nedir ? Dinen hükümleri nedir?

0
2651
Küfür(kötü ve çirkin söz) nedir ? Caiz midir? Dinen hükümleri nedir?
Küfür(kötü ve çirkin söz) nedir ? Caiz midir? Dinen hükümleri nedir?
Küfür(kötü ve çirkin söz) nedir ? Caiz midir? Dinen hükümleri nedir?

Küfür, bir kimsenin herhangibir kişiye sarf ettiği çirkin ve tahrik edici karşısındakinin hoşuna gitmeyecek kötü itham ve sözlerdir. Karşılıklı olsun ya da olmasın hoş olmayan kelimeler topluluğudur.

Bilindiği üzere islam güzel ahlakı tamamlamak üzere gönderilmiş, iyiyi ve güzeli emretmiştir. Bir kimsenin ağzında kötü ve çirkin söz ile birlikte bir müslüman kimliği yanyana zıt durmaktadır.Zira kötü söz hakkında şöyle bir Hadisi şerif vardır:

Haya ve az konuşmak imandan, fahiş söz ve çok söz nifaktandır.‘’(Tirmizi)(1) ‘’

Bu Hadis-i Şeriften de anlayacağımız üzere, kötü söz nifaktan, hatta imanın azlığından kaynaklandığını anlamak mümkündür.

Başka bir Hadis-i şerif de ise ;

Mümin dil uzatıcı değildir, lânet okuyucu değildir, kötü iş yapan değildir, kötü söz söyleyen değildir.” (Tirmizî, Kadir, 1978).

Haya imanın gerçeğidir. Küfürü kolay sarfetmekde hayasızlıkdan gelir. Buna müteakip Allah c.c. korusun, hayasız kişinin küfre düşmesi kolay olur.Zira başka bir Hadisi şerifte de;

Haya, iffet, dile hakim olmak ve akıl imandandır. Cimrilik, fuhuş, çirkin sözlü olmak ise hayasızlıktan ve münafıklıktandır.’’(Beyhâki)

Edepsizlik ve çirkin söz girdiği şeyi çirkinleştirir. Haya ise girdiği şeyi güzelleştirir.’’( Tirmizi, Birr 47(1975) İbni Mace, Zühd 17, (4185))

 

İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre;

Resulullah zamanında iki adam arasında karşılıklı sövme oldu: Bunlardan biri sövdü, diğeri sustu. Peygamber (s.a.s.) de oturuyordu. Sonra diğeri aynı sözü geri çevirdi. Bunun üzerine Peygamber (s.a.s.) kalktı ve meclisten dışarıya çıktı. Hz. Peygamber (asv)’e “Niçin kalktın?” diye sorulunca,

Melekler kalktı, ben de onlarla beraber kalktım. Bu sövülen, sükût ettiği müddet, melekler buna sövene, sözü geri çeviriyorlardı. Ne zaman ki bu adam, sövenin sözünü geri çevirdi, melekler kalktı, gitti.” buyurmuştur. (Ebû Dâvûd, Edeb, II, 572);

Sövülen ikikimsenin söyledikleri sözün günâhı; sövülen hududu aşmadıkça, ilk söze başlayan üzerinedir.” (Müslim Birr, 68)

Buradanda anlaşılacağı üzere kötü söz söyleyen bir kimseye melekler bile buğz etmektedir.

Kötü ve çirkin söz insanı çirkinliğe ve kötülüğe götürmektedir. Müslüman bir kimsenin çirkin bir söz söylemesi yakışık almamakla birlikte günah hanesine yazılmaktadır. Efendimiz (s.a.v) bir başka hadisi şerif de şöyle buyurmaktadır:

Sövülen iki kimsenin söyledikleri sözün günâhı; sövülen hududu aşmadıkça, ilk söze başlayan üzerinedir.” (Müslim Birr, 68);

Başka bir hadis-i şerif de ise:

Müslümana sövmek fâsıklıktır.” (Nesâî; Tahrimu’d-Dem, 27

İslam büyüklerimizin düşüncelerini inceleyecek olursak, Hz. Ali r.a. şöyle buyurmuşlardır :

Çirkin laf edenle onu yayan, günâh işlemekte eşittir.” (Beyhakî, Şuabu’l-İman)

Bir başka sahabemiz İbni Abbas r.a ‘da Hücurat suresi  11. Ayetin izahını yaparken:

Bir kısmınız bir kısmınıza dil uzatmasın. Muhakkak Allah, çirkin söz kaçıranı, kasden çirkin söz söylemeye yelteneni sevmez.” demiştir (Edebü’l-Müfred, I, 344).

Elbetteki bir müslümanın Allah c.c’nın hoşnut olmayacağı işten kaçınması gerekmektedir. Bu bizlere günah olarak yeter. Hakiki müminin vasıflarından biri de Peygamber efendimizin (s.a.v) mirası olan güzel ahlakı takip etmektir. Güzel ahlaklı müslüman meleklerinde hoşnut olacağı insandır. Hatta kötü sözü söyleyen bir kimseye o kötü sözünden dolayı bir musibet isabet edebilmektedir.

Bu konu ile ilgili olarak şöyle bir Hadis-i Şerif vardır:

İnsanlar diliyle söylediklerinden başka bir şey yüzünden yüz üstü ateşe atılırlar mı?” (Tirmizi). Yine Tirmizi’de geçen bir başka hadiste de:

Mümin ayıplamaz, lânet etmez, kötü söz söylemez.”(Tirmizi)

Konuyu daha iyi algılamamız için Efendimizin şu Hadis-i şerifini de okuyalım:

Bir gün çevresindeki sahabelere; “Müflis kimdir?” diye sormuş, ashâb-ı kiram; “Bize göre müflis, kendisine ait hiçbir dirhemi (nakit parası) ve malı kalmayan kimsedir.” cevabını vermiştir. Bunun üzerine Hz. Peygamber (asv) şöyle buyurmuştur:

“Ümmetimden gerçek müflis şudur: Kıyamet gününde namazını, orucunu ve zekâtını getirir. Bu arada başkasına sövmesi, zina iftirasında bulunması, kan dökmesi ve başkasını dövmesi ile ilgili kötü amelleri gelir. Bunlara karşılık iyi amelleri (hasenâtı) verilir ve borçları (kul hakları) bitmeden iyi amelleri tükenir. Alacaklıların hataları kendisine yükletilir ve ateşe atılır.” (Müslim, Birr, 60; Ahmed b. Hanbel, II, 303, IV, 372).

Bunca hadis-i şeriften sonra anlamaktayız ki kötü söz salih bir müslümanın vasıflarından biri değildir.

İmamı nebevi k.s ise bu konu hakkında şöyle buyurmuşlardır:

Her mükellefin faydalı sözlerden başka dilini her sözden koruması lâzımdır. Faydadan uzak bir söz uzadığında, sünnet olan, onu kesmektir. Çünkü mübah olan bir söz kısa zamanda harama veya mekruha çekilebilir.”

Dinimiz güzel ahlakı ve terbiyeyi emretmiş kötü ve çirkin olandan ise menetmiştir. Gönül alan, onur kırmayan, hak ve doğruyu gösteren bütün sözler salih bir müslümanlığın göstergesidir. Fertler arasında sevginin, hak ve doğrunun üstün tutulması; nefret ve düşmanlığın giderilmesi, hakka uygun sözlerle mümkün olmaktadır.

Hayatımızda da çirkin söz yerine güzel söz ve iyi huyu en öne koymamız gerekmektedir. Güzel söz ve tatlı lisanın neler getireceğiniz Musab bin Umeyr r.a’nın nasıl uyguladığını aşağıdaki kıssayı okuyarak pekiştirelim.

Musab bin Umeyr r.a. muhataplarını etkili bir hitap tarzıyla psikolojik bir dinleme atmosferine sevkediyor, güzel bir üslupla İslâm’ı tanıtıyor, Kur’ân’dan âyetler okuyordu. Meselâ Abdüleşheloğullanndan Üseyd b. Hudayr ile Sa’d b. Muaz’ın Müslüman olmaları hem onun için, hem de Es’ad b. Zürâre için bir sürûr kaynağı idi. Çünkü Üseyd ve Sa’d, kabilelerinin mühim simaları olup, geri kalanlar onlara bakarak Müslüman olacaklardı. Hz. Mus’ab, Zaferoğullarına ait bir bostanda Müslüman olmuş Medînelilerle bir kuyu başında sohbet ederken önce Üseyd, daha sonra da Muaz gelerek peş peşe Müslüman oldular. Halbuki onun yanına gidiş sebepleri kendisini bu faaliyetten men’etmekti. O ise: “Biraz olursanız, söyleyeceklerimi dinleseniz de, beğenir ve dilerseniz kabul etseniz, beğenmeyecek olursanız, biz de hoşlanmadığınız şeyi size tekliften vazgeçip yanınızdan ayrılsak olmaz mı?” diyerek muhatabı ile diyaloğa başlıyor, çok hikmetli bir anlatım ve Kur’ân kıraati sonunda gusledip, elbiselerini temizleyip, şehâdet getirip, iki rekât namaz kılarak Müslüman olmalarını sağlıyordu. Kaynaklarda yer alan kuvvetli rivayete göre Mus’ab b. Umeyr (ra) Medîne’de cuma günü hutbe ve namazı Hz. Peygamber (sav)’in izniyle ilk ikâme eden veya cuma için Müslümanları Sa’d b. Hayseme’nin evinde ilk toplayan (mücemmi’)dır. Bu konuda Hz. Es’ad b. Zürare’nin adı da geçer. Bu iki zatın bu görevi sıra ile yaptıkları da söylenir.

Medîne’de gösterilen başarılı bir tebliğ yılından sonra Mus’ab, b. Umeyr (ra) bi’setin 13. (M. 622) yılında hac mevsiminde ikisi kadın olmak üzere 75 kişi ile Mekke’ye geldi, ebeveyninin yanına hiç uğramadan ilk önce Hz. Peygamber (sav)’e gitti, bir yıl içinde yaptığı tebliğ faaliyeti ile ilgili bir rapor sundu. Hz. Peygamber (sav) çok memnun oldu ve ona teşekkür etti, hayır dua buyurdu.

Buradan da anlaşılacağı üzere küfür( kötü söz ) müslüman ahlakı ile bağdaşmaz. Söyleyenin günah hanesine yazılır. Ve bu sebeplerden dolayı caiz değildir.

AllahüTeala Hazretleri bize şöyle emrediyor:

(Ey Rasûlüm!) Kullarıma söyleki, sözün en güzelini konuşsunlar (ki kimsenin kalbi kırılmasın.) Çünkü şeytan aralarını bozar. Gerçekten şeytan insanın apaçık düşmanıdır.”

İsrasûresi 53. ayet

En iyisini yine Allah c.c bilir.Esselamualeyküm ve rahmetullahi ve berakatü…

 

 

 

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.