İslâm’da Kapı Çalma (İzin İsteme) Âdâbı

0
3077

Hadîs-i şerif:

İze’ste’zene ehadüküm salâsen fe-lemyu’zen lehû fe’l-yerci’.

Bu da pek çok kaynaktan Ebû Musa ve Ebû Said ve daha başka râvîlerden -rıdvanullahiTeâlâ aleyhim ecmaîn- rivayet edilmiş bir hadîs-i şerîf. Diyor ki Peygamber sallallahu aleyhi vesellem:

“Sizden biriniz üç defa izin istediği halde izin verilmezse dönsün.”

Ne demek bu?

İslâm’ın âdâb-ı muâşereti var. Âdâb-ı muaşeret, nezaket kaideleri; bunları öğreneceksiniz. Geçen haftalar da söyledim. Çarşamba Müftüsü Ahmed Hulusi Efendi Mecmâu’l-âdâb diye bir kitap yazmış, orada her şeyin âdâbını yazmış. Böyle kitaplara büyük ihtiyaç var. Her şeyi âdabına göre uygun yapmayı öğrenmemiz lazım.

Âdâbdan birisi de nedir?

İnsan bir yere gittiği zaman kapıda üç defa izin isteyecek. Birisinin evine ziyarete gitti, bir kapıya gitti; ev, büro veya kapalı bir kapı. Oraya gittiği zaman kapıda üç defa izin isteyecek.

İzin istemekmuhtelif şekillerde olur: Seslenmekle olur, “Filanca evde mi acaba? Orada kimse yok mu?” gibi şeyler. Veya vurmakla olur, tak tak tak vurursun. Eskiden kapılarda tokmak vardı, vurulurdu; şimdi zil var. Zil, çalıyorsun; cik cik cik kuş sesi çıkıyor veya zil zırlıyor içeriye bir ikaz.

Üç defa izin isteyecek. “Eğer izin verilmezse, kapı açılmazsa, içeri girme müsaadesi olmazsa o zaman dön, üçten fazla zorlama.” deniliyor hadîs-i şerifte; İslâm nezaket dini olduğundan tavsiye bu.

Şimdi bu devirde sizin yapageldiğiniz şeylerden; “gayet normal” demeyin. Bu törelerin, âdetlerin hiçbirisinin olmadığı bir topluma, bir cemiyete Resûlullah Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem bütün bunları âdab olarak öğretti. Millet selleme-hüsselam, paldır küldür girer çıkardı; evlerin kapısı yoktu, inşaatlar muntazam değildi, hurma dallarındandı. Evin kapısı olan yere belki bir örtü asılıyordu. Her şey böyleydi. Şimdi çifte kapılar, demir kapılar, çifte kilitler, ziller, her şey var. Ama eskiden, böyle değilken Efendimiz diyor ki “Bir insanın yanına pattadak girme!”

İzin istenecek. Kapalı bir kapıdan üç defa izin istenecek; verilirse girilecek, verilmezse veya cevap olmazsa dönülecek.

Bir insan bir kapıya gittiği zaman kapıya direkt de durmayacak. Sağ yanlı veya arkasını dönecek; yüzü oraya bakmayacak. Kapı açıldı.

“Kim o?”

“Ahmet bey evde mi? Onu görecektim de. Ben filanca.”

Çünkü kapıyı açan kadın açık olabilir. Hatta “Bir insan açık kapı ve pencereden baksa içeri girmiş gibi günah olur.” diyor Peygamber Efendimiz. İslâmî töre böyle. Başkasının kapısına da, penceresine de, açık şeye de bakmayacak. Öyle her tarafa bakmak yok. Açık bile olsa bakmayacak. Onun için ilk açıldığı anda görmemek için kapıda da direkt kapıya doğru durmayacak; yanını dönmüş olacak veya arkası dönük başka yere bakıyormuş gibi duracak. Gerçi şimdi kapılarda gözetleme delikleri var. Millet içeriden bakıyor, kim olduğunu anlıyor. Onların olmadığı zamanda üç defa çalınır; ondan sonra açılırsa maksat beyan edilir, davet edilirse içeri girilir. “Müsait değil.” denilirse darılmadan dönülür. Çünkü müsait olmayabilir. Ev hâlidir, bin bir türlü şey vardır; müsait de olmayabilir. İnsanın bu olgunluğu da göstermesi lazım. Tabi mümkünse önceden geleceğini bildirmesi, telefon etmesi, saat alması uygun olur. Bunlar güzel kaideler, nezaket kaideleri. İzin alacak.

Kur’ân-ı Kerîm’de de bu hususa dair âdap beyan edilmiş. Biz de her işimizi âdâba uygun bir tarzda yapmaya gayret edelim.

Allah hepinizden, hepimizden razı olsun ve her işimizi nezaket kaidelerine, âdâba uygun tarzda yapmaya cümlemizi muvaffak eylesin. Ömrümüzü ârif, edip, zarif, kâmil, salih kullar olarak yaşamayı, geçirmeyi, Rabbimizin huzuruna sevaplar kazanmış, yüzü ak, alnı açık varmayı; cennetiyle cemaliyle müşerref olmayı cümlemize nasip ve müyesser eylesin.

Fâtiha-ı şerîfe mea’l-besmele.

Mahmud Esad Coşan Hocaefendi’nin Sohbetlerinden Kesitler

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.