Her İşi Allah İçin Yapmaya Kendimizi Alıştıralım

0
894

Sadece camideki zamanı değil müslümanın 24 saati ibadettir. Sabahleyin besmele çeker;

“Çoluk çocuğuma helal lokma kazanayım, kimseye muhtaç etmeyeyim, kazandığım paraların fazlasını da hayır hasenât yapayım, sadaka-i câriyem olur; cami yaparım, çeşme yaparım.” diye besmeleyi çeker, işine gider. Sabahtan akşama kadar ibadette gibi sevap kazanır.

Ricâlün lâ tülhîhimticâretüm velâbey’un anzikri’llâh. (Nur sûresi, 37.Âyet Meâli)

Alışverişten,ticaretten dolayı Allah’a ibadetinden kalmaz. Böyle mübarek insan. Evlenir, sevap kazanır; ticaret yapar, sevap kazanır; gazâ eder, sevap kazanır; camiye gelir, sevap kazanır; uzlete çekilir, sevap kazanır; halvete girer, sevap kazanır; zikir yapar, sevap kazanır.

Mü’minin uykusu bile ibadettir. Mü’min yatsı namazından sonra abdestini alıp yatar, uyur; Allah ona “Bütün gece ibadet etmiş.”sevabı yazar. Sabah ve yatsı namazını camide kılar; “bütün gecesini gündüzünü ibadetle geçirmiş.” gibi sevap yazar. Bizim dinimiz bulunmaz bir cevher. Doldurmuşuz ceplerimizi cevherlerle; her tarafımız cevher dolu, kıymetini bilmiyoruz.

Abdullah b. Mübarek’i çok sevdiğim için her fırsatta yerine getirip cemaate anlatıyorum. Mecmualarda da hayatı hakkında bilgiler çıktı. Ama ben hayatını bir kitap haline getirip neşretmeyi de istiyorum. Birisi çıksa yapsa iyi olur.
Bazı kardeşlerimiz lep demeden leblebiyi anlıyor. Bizim ağzımızdan bir söz çıktımı bakıyorum hemen yapmışlar; getiriyorlar. Gençlere dedim ki “Şu takvâyı öğrenin.” Hatta “Takvâyı iyi öğrensinler.” diye “Her biriniz takvâ konusunda bir kitap yazsın.” dedim. Çünkü insan yazarken öğrenir. Kaç tane çocuk güzel dosya kağıdı tez hazırlamış,”Buyurun hocam.” dedi. “Geç getirdim hocam.”diye kimisi özür diledi. Takvâ ile ilgili birer dosya getirdiler. Kimisi anlıyor,dinliyor ve tutuyor.

Her işi Allah için yapmaya alıştıralım kendimizi. Çoluk çocuğumuzu da öyle yetiştirmeye gayret edelim ve Allah’ın hükmüne göre, Kur’an’ın emrine göre, ahlâkın gösterdiği istikamette, dürüstçe, edeplice,ahlâklıca pırıl pırıl, nurlu bir ömür sürelim inşaallah.

Bizim evimizde hiçbir ilim öğrenme saati yok, kitap okuma saati yok.

“Kitap okuma, tutkuların en güzelidir.” diyor birisi.

Var mı böyle bir tutkun?
Aşkların, muhabbetlerin, tutkuların en güzeli neymiş?

Kitap okumakmış.
“Senin böyle bir tutkun var mı?”

“Yok.”
“Ne yaparsın?”

“Nefes alırım, su içerim, yemek yerim, yaşarım.”

Bu da gıda, ilim de gıda; hem de en kıymetli gıda ve ilim öğrendiğin zaman en büyük sevabı kazanıyorsun. Böyle yapmıyor; millet kitap okumaktan yana değil. Yayınevi çalıştıran birisinden duydum; “Bizim zamane müslümanları okumuyor.” diyormuş.

Okumuyor!
Ne olacak?

Birisi video kaseti döndürecek. Çünkü millet okumuyor ancak seyrediyor. Veyahut ses bandı, teyp bandı olacak. Arabayla giderken arabanın teybine koyacak, oradan dinleyecek. Ankara’ya gidinceye kadar altı saat. Yarısında da bıkar, artık kapatır. Neyse yolda ne öğrenirse o oluyor. Ona da razıyız ama insan ciddi kitapları okumalı.

Okuma alışkanlığı, okuma tutkusu yoksa bir insanda; o büyük bir insan olamaz. O evden büyük bir insan yetişmez.
Okuma alışkanlığı olacak. Bunu önemli bir şey olarak uygulamaya geçirin.

Mahmud Es’ad Coşan Hocaefendi Sohbetinden Kesitler

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.