Hakiki Tevekkülü Elde Etmek

0
902

Hakiki Tevekkülü Elde Etmek

Hakiki Tevekkülü Elde Etmek

Bil ki, tevekkül gönül hallerinden bir haldir ve Allah Teala’nın tevhidine ve kemal-i lütfuna olan imanın semeresidir. Onun asıl manası, kalbin vekile itimadı, onu sabit ve sadık bilip onunla rahat bulmasıdır. Yani rızka gönül bağlamayıp sebeplere halel gelmekle üzülmeli, belki rızkı kendisine ulaştıran Allah’a gönül bağlamalıdır. Bu, şuna benzer ki; bir kimse biri hakkında bir dava açsa, o davanın halli için bir vekil gönderir. Eğer onun gönderdiği vekilin üç çeşit sıfatına inanırsa, vekile itimat edip emin olur.

O sıfatların biri, vekilin bütün hile yollarını tam anlamıyla bilmesi;

İkincisi, bildiği şeyleri açıklayabilmesi. Bu da iki şeyle olur: Kalp kuvveti ve dil fesahatidir. Çünkü bazı kimseler her şeyi bilir, fakat kalp kuvveti, yahut dil fesahati olmadığı için açıklayamaz.

Üçüncüsü, vekilin müvekkile iyice acıyıp hakkını korumayı candan arzu etmesidir. Müvekkil bu üç şeye inanırsa, vekilden emin olduğu için ona güvenip, kendi yapacağı hileleri bırakır.

Bunun gibi, “Allah bize yetişir. O ne güzel vekildir.” (Al-i İmran suresi, ayet: 173) sözünün manasını anlayan, dünyada olan bütün varlıkların Allah Teala’nın olduğuna, ondan başka fail-i mutlak olmadığına, bununla beraber onun ilim ve kudretinde asla noksanlık olmadığına ve Allah Teala’nın rahmet ve inayetinin sonsuzluğuna inanan kimse, Allah’ın fazl ve inayetine candan güvenip hile ve tedbiri bırakır; rızkın mukadder olduğunu, zamanında kendisine ulaşacağını, onun hal ve hareketlerinin Allah’ın fazl ve kereminin gerektirdiği şekilde hasıl olacağını bilir.

Bazen insana bu yakin hasıl olur, fakat insanın tabiatında korku galip olduğu için cesaret edemez. Zira insan yakini ile bildiği her şeye itaat etmez. Belki bazen olur ki, yakinen yanlış bildiği şeye itaat eder. Mesela: Bir kimse tatlı yerken, birisi onu pisliğe benzetse, bunun yalan olduğunu bildiği halde, etkilenir ve yiyemez.  Ve gene ölünün cansız ve hareketsiz olduğunu bildiği halde, onunla yalnız olarak bir yerde yatmaya cesaret edemez.

O halde, mütevekkil kimseye hem yakin kuvveti, hem de kalp kuvveti gereklidir. Böylece kalbin kararsızlığı zail olup, rahatlık ve itimat hasıl olur. Kalpte kararsızlık olup, rahatlık ve itimat olmadıkça, mütevekkil olmaz. Çünkü tevekkül, kalbin her işte Allah’a güvenmesidir.

İbrahim Halil’in iman ve yakini tam olduğu halde:

“Allah’ım! Ölüleri nasıl dirilttiğini bana göster.” dedi. Allah Teala:

“İnanmadın mı?” dedi.

Zira başlangıçta kalbin rahatı, his ve hayale tabi olur. Hayal ve his son bulunca, kalp de onlarla hasıl olan yakine tabi olup, zahiri müşahedeye ihtiyacı olmaz.

[highlight bgcolor=”#bfbfbf”]Kaynak; İmam-ı Gazali, Kimyayı Saadet, 2. Cilt, sayfa: 986, 987.[/highlight]

Bir Müslüman Tevekkülü Nasıl Anlamalı?

 

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.