Hak Yolunda Aşılacak Engeller (Nefsin 7 Sıfatı)

0
1591

Hak Yolunda Aşılacak Engeller (Nefsin 7 Sıfatı)

Arifler derler ki: Kulun yüce Rabbine kavuşması ve kamil insan olması için aşacağı engelleri, nefsine ait sıfatlarıdır. Nefse ait bu sıfatlar 7 tanedir:

Hak Yolunda Aşılacak Engeller (Nefsin 7 Sıfatı)- ikra ilim meclisi1.Nefs-i Emmare: Devamlı kötü işleri emreden nefis demektir. Bu nefsin sıfatı, hep kötü işleri istemektir. Kötü işleri güzel görür, kalbi devamlı o tarafa çeker. Ahiret derdi, ölüm düşüncesi, hesap korkusu, azap kaygısı yoktur. Sadece keyfini, şehvetini, rahatını düşünür. Buna ulaşmak için helal haram diye bir sınır tanımaz; her yolu kullanmak ister. Kur‘an-ı Hakim‘de

“Hiç şüphesiz nefis devamlı kötülüğü emreder. Rabbimin acıyıp korudukları müstesna” (Yusuf 12/53) ayeti bu sıfattaki nefsi tanıtmaktadır.

Kafirlerin, münafıkların ve devamlı günaha dalan kimselerin nefsi bu sıfattadır. Bunun tedavisi, samimi tövbe ve terbiyedir.

2. Nefs-i Levvame: Kendini kınayan, kötüleyen, azarlayan nefis demektir. Tövbe ve terbiye ile bir derece uyanan nefis, bu merhalede kendi işlediği kötülükleri önce zevk alıp yapsa da peşinden pişman olur, kendisini kınar, yapmamak için karar verir. Ancak günah önüne gelince, duramaz, yine içine düşer. Sonra pişman olur. İyilik ile kötülükler arasında bocalar durur.

Eğer nefis, ilahi rahmet ve manevi bir feyiz ile desteklenirse, bu halden kurtulur. Kur’an-ı Hâkim’de,

“Kıyamet gününe ve devamlı kendini kınayan nefse yemin ederim ki” (Kıyâme 75/1-2)

3. Nefs-i Mülhime: İlham, feyiz ve keşfe ulaşan ve hayırda kalbe yoldaş olan nefis demektir.

Nefis tövbe ile günahların ağırlığından ve şehvet bağından kurtulup itaate yönelirse, ilham ve feyiz almaya kabiliyet kazanır. Artık haramdan kaçar, hayırlara koşar. İbadet ve zikirden lezzet alır. Kalbinde ilahi aşk ateşi parlamaya başlar. Bu nur ile iyi ve kötüyü seçer.

Ancak şeytan bu kimsenin de kalbine girmeye yol arar. Peşini bırakmaz. Onu günah ile kandıramazsa, ibadetleri içinde kandırmaya çalışır. Kendini beğendirir, insanları küçük ve değersiz gösterir. Ona “İnsanlar helakte ama sen kurtuldun” der, Hak’tan koparmaya uğraşır. Bu mertebedeki hak yolcusuna kâmil bir mürşid nezaret ve yardım ederse, tehlikelerden kurtulur. Yoksa gizli yollarla tehlikeli hallere düşme ihtimali mevcuttur.

4.Nefs-i Mutmainne: Huzur bulmuş, sakin olmuş, rahatlamış, ıstırabı dinmiş, şek ve şüphesi gitmiş nefis demektir. Bu mertebe, yüce Allah’a dostluk yani velayêt mertebesidir. Bu merhalede nefis, kalple birlikte bütün emirlere sevgiyle uyar. Şek ve şüphesi kalmaz. Istıraplarından kurtulur. Manevi tecellilere ulaşır; feyizlenir, tatlanır, artık her işte Cenab-ı Hakk’ın rızasını hedef alır, O’na teslim olur. İtaati süreklidir. Kur’an-ı Hakim’de:

“Ey mutmain olmuş (Allah ile huzur ve sükùna ulaşmış) nefs! Sen O’ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön. Gir salih kullarımın arasına, gir cennetime” (Fecr 89/27) ayetiyle anlatılan nefis, Allah Teala’nın aşkı ve zikri ile mutmain olmuş nefistir.

5. Nefs-i Râdiye: Allah’tan razı olan, O’ndan gayri her şeyi gözünden silip atan ve sadece Rabbine nazar eden nefis demektir. Bu sıfata ulaşan nefis, kendi iradesini yüce Allah’ın iradesine teslim eder. O’nun için kızar; O’nun için sever, O’nun için yaşar. Acı tatlı her şeyde ilâhi rızayı arar, edebi korur. Herkese rahmet olur, kimseye sıkıntı vermez. Bütün insanlara şefkat gözüyle bakar.

6. Nefs-i Merdıyye: Yüce Allah’ın kendisinden razı olduğu nefistir. Bu nefis sahibi öyle terbiye olmuştur ki, ne yapsa Allah rızasına uygun olur. Günahları unutur; ilâhi aşk denizinde yüzer; her şeyi ile âleme rahmet olur. Ona keşif ve keramet olarak ne verilse, o Allah rızasında başka bir şeye iltifat etmez. Bu makam büyük velîlerin, âriflerin, kâmil insaların makamıdır.

7. Nefs-i Kâmile: Kamil, olgun, tertemiz, sâfi nefis demektir. Bu makamdaki nefis sahipleri, Allah Teâlâ’nın en seçkin, en has kullarıdır. Onlar, ilâhî aşkı ve edebi en üst düzeyde temsil eden kutub insanlardır. Onlar, Allah’ın yeryüzündeki delil ve Peygamber varisidirler. Halkı irşat ile görevlidirler. Bütün güzel ahlâkları bünyelerinde toplamışlardır.

Onlar yüce Hakk’ı sever; halk da onları sever. Onlar Allah’tan korkar; halk da onlardan korkar. Onlar Cenab-ı Hakk’a hizmet eder; bütün alemde onlara hizmet eder. Onlar, Allah Teâlâ’dan razıdır; kafir ve gafiller hariç cümle alem de onlardan razıdır.

İşte tasavvuf terbiyesinin hedefi, bu kâmil insanla buluşup kâmil insan olmaktır.

Bu yola giren ve kâmil insanı kendisine rehber eden herkes, derece derece nefsini terbiye edip yüve Allah’a yakın olur. Böylece insanlığın tadını tadar, ebedî saadeti bulur. Bunun için ne yapılsa, ne kadar emek verilse azdır.

 

Kaynak; S. Muhammed Sâkî Erol, Arifler Yolunun Edepleri, s. 126-130.

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.