Gençlik ve İntihar

0
866

secde
Aslında “gençlik” ve “intihar” birbirisiyle hiç ilgisi olmaması gereken, taban tabana zıt olan, bir arada anılamayacak kadar ters kelimelerdir.

 

Çünkü, gençlik hayattır, enerjidir, mutluluktur, başarıdır.

İntihar ise tam aksine, ölümdür, bitiştir,yenilgidir.

Bunun için ikisi bir arada olmaması gerekir.

Ama ne yazık ki, yaşadığımız gerçekler böyle değildir.

En çok intihar edenler gençlerdir.

Duygusal olan gençler, karşılaştıkları büyük bir problemde intiharı düşünebilmektedirler.

Gençlerimizi intihara götüren sebepler çok çeşitlidir.

Kimisi, sınıfını geçemediğinden veya üniversite imtihanını kazanamadığından intiharı seçmektedir.

Kimisi, babasından, annesinden duyduğu ağır bir söz, yediği bir tokat yüzünden hayatınason vermektedir.

Kimisi de, sevdiği birisi kendisini reddettiği veya çevresindeki büyükler evlenmelerini engellediği için intihar etmektedir.

Dinimiz ise, intiharı kesinlikle yasaklamaktadır.

Çünkü, Allah’ın verdiği canı sadece Allah alır.

Biz, bize âit değiliz.

Biz Allah’ın mülküyüz.

Nasıl olur da, Allah yasakladığı halde Onun mülküne tecâvüz edebiliriz?

Nasıl olur da, binbir esmâ-i İlâhiyenin tecellisine mazhar olan vücûdumuzu yok edebiliriz?

İntihar, büyük günahtır. Hiçbir şekilde câiz değildir.

Aslında bir gencin intihar etmeyi gururuna yedirememesi gerekir.

Çünkü, gençlik güç ve kuvvetin, mücâdele ve azmin zirvede olduğu bir dönemdir.

İntihar ise, mücâdeleden kaçmak, yenilgiyi baştan kabul etmek, savaşmayıp pes etmek, hemen teslim bayrağını çekmektir.

Şerefli, gururlu, haysiyetli bir genç, sebebi ne olursa olsun, nasıl olur da pes eder, hemen teslim bayrağını çeker?

Başımıza gelen musibet ne kadar ağır, karşılaştığımız problem ne kadar çözümsüz, çektiğimiz çile ne kadar dayanılmaz olursa olsun, sabretmeliyiz.

Çünkü sabırla birlikte mücâdeleyi sürdüren zafere ulaşır. Çünkü, Allah sabredenlerle beraberdir ve sabredenleri sever.

İntihar etmek, maksadımızla da uyuşmaz. Diyelim ki, çok sevdiğimiz birisini istedik, ancak bir türlü yuva kuramadık. İntihar etmek, geri dönüşü olmayan bir bitiştir. İntihar edince istediğimize kavuşacak mıyız? Hayır! Aksine birkaç yıl sonra bizi reddeden insanlar râzı olsalar bile, iş işten geçmiş olacaktır. Fakat sabırla, duâ ile Allah’ın yasaklarından kaçarak, ihlâs ve iyi niyetle maksadımıza ulaşmaya çalışırsak, Allah muvaffak eder.

Etmese bile, hiçbir şey dünyanın sonu değildir. Belki öylesi çok daha hayırlıdır.

Bizim dünyadaki maksatlarımız o kadar çoktur ki, her kavuşamadığımız maksat için canımıza kıymaya kalksak, bin can lâzımdır.

Bunun için çare değildir intihar.

Hayat, insanın maksatlarına ulaşmak için lâzım olan en mühim, en kıymetli ve en birinci sermayedir.

Onu hemen yok ederek ucuza satmak, akıl mantık işi değildir.

Uğrunda cana kıyılacak bir kimse vardır. O da bize bu canı veren Rabbimizdir.

Bazı gençlerimiz, intihar ederek, kendisine düşmanlık eden veya isteklerini yerine getirmeyen insanlardan intikam almak istiyor. “Siz benim dediğimi yapmadınız. Ben de intihar ediyorum. Sonsuza kadar

vicdan azabıyla kavrulun” diye düşünüyorlar.

Maalesef, bazı düşmanlarımız bizim intiharımızdan hiç ibret almayabilir. O zaman ucuza gitmiş olmuyor muyuz?

Veya isteğimizi yerine getirmeyenler çok üzülsün, saçını başını yolsun diyelim.

İyi mi?

Annemizin, babamızın vicdan azabı çekmesi bizi nasıl memnun edebilir? Hele bir de canımıza kıymakla üzdüğümüz hiç suçu olmayan dostlarımız var. Onları ağlatmaya hakkımız var mı?

Diyelim ki, intiharla çevremize iyi bir ders verdik. Bizim gibi bir gencin isteğini yerine getirmemekle ne büyük hatâ ettiklerini anladılar.

Fakat bu çok pahalı bir ders değil mi? Bizim en değerli varlığımız yok olduktan sonra onların ders alması çok mu önemli?

Bunlardan daha mühimi, sadece dünya hayatımız değil, âhiretimiz de mahvoluyor, intihar etmekle büyük bir günah işlemiş oluyoruz. Bu hiç göze alınır mı?

Sonsuz bir hayatı, bir hiç uğruna yıkmak babayiğitliğe sığar mı?

Îman ve İslâma gönül vermiş bir gence yakışır mı?

Hepsinden önemlisi, intihar etmek, Allah’ın rızâsına aykırıdır. Kâinatı bizim emrimize veren bir Zâta karşı gelmek, âdetâ “Senin bana verdiğin canı da, kâinatı da istemiyorum. Çünkü Sen bana şu bir tek istediğimi vermedin” demek îmanla, iz’anla, akılla, mantıkla bağdaşır mı?

Üstelik intihar, tövbe imkânı olmayan bir günahtır. Çünkü, intihar eden öldüğü için yaptığı günahtan tövbe etme imkânı da yoktur.

İntihara niyet edip de başarılı olamayan ve intihardan vazgeçen insanlar bize ibret olmalıdır. Çünkü onlar, “İyi ki başarılı olamadık. Ölüm çok zor. Yaşamak her şeye rağmen çok güzel” demektedirler. O halde pişman olacağımız bir şeyden şiddetle kaçınmamız, adını bile anmamamız, aklımızdan bile geçirmememiz gerekir.

Diyeceksiniz ki, “Biz zaten mü’miniz. İntihar etmemiz mümkün değil.”

Elbette mü’min bir genç, intiharı düşünmez bile.

Ama insanlık hâli. İmtihan dünyasındayız. Duygularımız var. Bunun için intihara karşı uyanık olmamız gerekir.

Bir gün çok idealist, îmanlı ve namazını kılan bir gencin, bir kız yüzünden intiharı bile düşündüğünü öğrenince titredim, beynimden vurulmuşa döndüm, şaşırdım. İnsanın ne kadar zayıf damarları olduğunu anladım. Bunun için çok dikkatli olmak zorundayız. Gaflette olduğumuz bir anda nefis ve şeytan öyle bir gol atıyor ki, her şey mahvolabiliyor.

Tüm bu bildiklerimize rağmen problemlerimiz çok büyük, sıkıntılarımız çekilmez bir hâl aldıysa ve bu yüzden intiharı düşünüyorsak, hemen harekete geçmeyelim.

Biraz duralım. Çok sevdiğimiz, saygı duyduğumuz bir yakınımıza, anne, baba, amca, dede gibi bir büyüğümüze veya bir ağabeyimize durumu açalım. Onunla dertleşelim. Belki bir çözüm önerisi vardır, belki bizim hiç aklımıza gelmeyen bir çıkış yolu düşünecektir. Tecrübesinden istifâde edelim.

Unutmayın!

Problemin içindeki şahıs sağlıklı düşünemez. Çözüm bulmakta zorlanır. Dışarıdaki birisi daha gerçekçi olur, daha sâlim bir kafayla düşünür.

Belki, “Nasıl olur da bir büyüğümüze derdimizi açarız, intiharı düşünüyoruz deriz, utanırız” diyeceksiniz.

Niçin utanacağız ki?

Madem ki büyüğümüz, elbette bizimle ilgilenmek zorundadır. Hiç sıkılmayın.

Hem intihar edip sonsuz azaplara giriftar olmak mı iyi, birazcık utanıp sıkılmak mı iyi?

Diyelim ki kendimiz bu konuda çok sağlamız. Ama çevremizdeki arkadaşlarımızın zaman zaman intihardan söz ettiğini duyuyoruz.

Hemen yardımına koşalım. Birisinin bir derdi varsa hemen paylaşalım. Teselli verelim. Sadece lâfla değil, fiilen de yardımcı olmaya çalışalım.

İntiharın yol olmadığını anlatalım. Bir büyüğümüzle tanıştıralım veya bir psikiyatriste götürelim.

Bir can kurtarmak büyük sevaptır.

Ve hiç aklımızdan çıkarmayalım:

Hayatta yaşamaya değer çok şey var ve ancak yaşarsak emellerimize kavuşabiliriz.

Yazar:
Cemil Tokpınar

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.