Evlenme Bahsi

0
1029
Evlenme Bahsi

Evlenme Bahsi

Evlenme Bahsi. Ve dahi evlenmekte çok faide vardır, tafsili kabil değildir, bazı faziletlerinden diyelim: Evveli dinini hıfz etmiş (korumuş) olur ve huyu güzel olur ve kârında (işinde) bereket olur. Ve dahi sünnet ile amel etmiş olur. Nitekim Peygamberimiz aleyhi’s-salâtü ve’s-selâm buyurur: “Nikâh edin ve çok evladınız olsun. Zira ben kıyamette ümmetimin çokluğuyla sair ümeme (ümmetlere) iftihar ederim.”

Dahi faide-i kesîresi (çok faydası) vardır, söylesek çok olur. İmdi kişiye layık olan cemî-i hakkına riayet ede. Ve dahi hem dünyada ve hem de ahırette yüzü ak ola. Ve dahi bir kimse evlendiği zaman sual edip dinine kavi olanı ala, aslı yaramaz olanı almaya —ve eğer güzel dahi olursa-. Ve dahi malından ve hüsnünden (güzelliğinden) ötürü almaya zira sonra zelil olur. Nitekim Peygamberimiz aleyhi’s-selâm buyurdu ki:

“Bir kimse malından (ve hüsnünden) ötürü bir hatun alsa onun malından ve hüsnünden mahrum kalır. Ve bir kimse dininden ötürü bir hatun alsa Hak Taâlâ onun malını ve hüsnünü ziyade eyler.” Ve bunun hakkında olan fezâili (faziletleri) söylesek söz çok olur, murat heman bir tenbihtir.

Ve dahi avretleri fâsıklara ve yaramazlara vermeyeler.

Ve dahi demişler ki avret erinden dört mertebe aşağı olmak gerektir:

Biri başı ve biri boyu ve biri malı ve biri hısımı ve akrabası.

Ve dahi dört şeye avret erinden ziyade gerek: Biri güzel ola ve biri edepli ola ve biri huyu güzel ola ve biri haramdan ve şüphelilerden sakınıcı ola.

Ve dahi genç kızları koca (yaşlı) kimseye vermeyeler, adeta fesada sebep olur.

Ve dahi sünnettir ki sorup sual ettikten sonra nikâhtan evvel emin olduğu bir hatun vasıtasıyla görücü göndere. Ve görmekte üç faide vardır:

1. İkisinin arasında ta ölünceye değin muhabbet eksilmeye,
2. Rızkında berekât ola,
3. Sünnet-i Resul ile amel etmiş olur. Bundan sonra nikâh ede ve dahi nikâhtan sonra iyice şeyler göndere, -kesret-i muhabbete (sevginin artmasına) sebeptir-.

Ve dahî avretler, yüzüne üstüveyc ve kızılca düzgün sürünmek erinden ötürü caizdir ki belki hasendir, -Ebusuud Efendi’nin Fetâva’sında mezkûrdur-.

Ve dahi gerdek gecesi taam etmek sünnet-i Resuldür.

Ve dahi ibtidaki (ilk) gecesi güveyinin gelinin iki ayağın(ı) yumak, ol suyu saçmak sünnet-i Resûl’dür ve evde bereket olmağa sebeptir.

Ve dahi iki rekât namaz kılıp dua eyleye ki sünnet-i Resûl’dür, terki reva değildir.

Ve dahi her ne dua eder ise duası makbuldür.

Ve dahi güveyi görenler bunu diyeler: “Allah Taâlâ sana mübarek eylesin ve senin üzerine mübarek olsun ve sizin ikinizin arasını hayır ile cem eylesin, bir hoşça geçinin.” “Oğullu uşaklı olasız” demek cahillerin) cevabıdır ki bu sözde Mevlâ’dan niyaz ve temenni yoktur.

Ve dahi ol mahalle mahsus ve gayet gerekli duaları okumak sünnettir lakin kelâm uzar deyü yazmadık. Bizim muradımız anlatmaktır, cümlesini beyan etsek söz çok olur.{Bazı nüshalarda şu ek bilgi mevcuttur:

“Ve dahi cimadan (cinsi münasebetten) evvel ehli (hanımı) ile müla’abe yani musahabet (sohbet) ve oynaşmak sünnet-i Resûl’dür. Zira rivayet olunur ki oynaşmaktan evvel cima etmek hatununa cefadır.”

“Ve dahi besmeleyi terk eylemeyeler. Rivayet olunur ki besmele demese şeytan onunla cem olur. Ve dahi mücamaatın (cinsi münasebetin) âdabı kütüb-i mutavvelâtda mesturdur, erbabından tahsil eyleyeler.”

“Ve dahi cimadan sonra uyursa abdest alıp ondan sonra uyuya, zira sünnettir…”} Hâsıl-ı kelâm cemî-i umûr-ı diniyeyi (dinî konuların hepsini) bilip ve avretine dahi öğrete, zira ahırette sual olunur, bilmezem demek özür olmaz.

Ve dahi avretini şer’-i şerifin cevaz vermediği yere göndermeye. Zira Hazreti Peygamberimiz aleyhi’s-selâm hadis-i şerifinde buyurmuş ki: “Bir avret güzel kokular ile namaz kılmak için mescide gelse ol avretin namazı kabul olmaz tâ ki varıp cenabetten gusül eder gibi gusül etmeyince”. İmdi onlara, güzel rayiha ile camiye ve mescide gitmek caiz olmayınca ya dışarıya çıkıp halka görünmek için ne mertebe olmak gerek, ona göre kıyas eyle, ne kadar azaba müstahak olur.

Ve dahi Peygamberimiz aleyhi’s-selâm bir hadis-i şerifte buyurmuştur: “Cennet ehlinin çoğu fukara ve Cehennem ehlinin çoğu avretlerdir.” Hazreti Aişe radıyallâhu anhaya sual eylediler: Avretlerin çoğunun Cehennem’de olmasına sebep nedir? (Şöyle cevap verdi:) “Resûlüllah sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdu ki: Bunlar belaya sabr eylemezler ve on iyilik görüp bir kemlik (kötülük) gördükte ol on iyiliği unutup bir kemliği daim söylerler ve zinet-i dünyayı ziyade çok severler ve ahırete sa’y etmezler (çalışmazlar) ve gıybeti çok ederler. Erlerden ve avretlerden her kim bu sıfatlar ile muttasıf olursa ehl-i Cehennemdir”. Hâsıl-ı kelâm mümin ve mümineye lazımdır; din ilminde lazım olan şeylerin cümlesini öğrenip bilmek gerektir.

Ve dahi Hazreti Ali kerremellâhu taâlâ veche-hudan rivayet olunur ki bir gün Resûl-i Ekrem hazretleri huzuruna bir avret gelip: “Ya Resûlallah bir ere varmak isterim ne buyurursunuz?” dedi. Saadetle buyururlar ki : “Erin hakkı avret üzerinde çoktur, hakkından gelebilir misin?” dedi. Ol avret: “Ya Resûlallah erin hakkı nedir?” dedi. Buyurdular ki: “Sen onu incitir isen Allah’a âsi olursun ve namazın kabul olmaz.” Avret ayıttı: “Dahi var mı?”. Resûl-i Ekrem ayıttı: “Hangi avret erinden destursuz dışarıya çıksa her adımı başına günah yazılır.” Avret ayıttı:

“Dahi var mı?”. Resûl-i Ekrem ayıttı: “Erine bed söz söylese kıyamette dilini ensesinden çıkaralar”. Ol avret ayıttı: “Dahi var mı?”. Resûl-i Ekrem buyurdu: “Hangi avret ki malı ola da erinin hacetini bitirmeye, ahırette ol avretin yüzü kara ola.” Ve ayıttı: “Dahi var mı?”. Resûl-i Ekrem buyurdu: “Hangi avret erinin malından uğnlasa, bir âhara (başkasına) verse, eriyle helallik dilemese Allahu azimü’ş-şan ol avretin zekât ve sadakasın(ı) kabul eylemez”. Ve ayıttı: “Dahi var mı?”.

Resûl-i Ekrem buyurdu: “Hangi avret erine söğse yahut karşı (söz) söylese Tamu (Cehennem) içinde dilinden asalar ve hangi avret cengi ve çeğaneye (çalıp oynamaya) varsa (ve)ya bir akçe verse küçük yaşından beri kazandığı sevap mahv ola ve üzerinde olan libasları davacı olup; bizi mübarek günlerde giymedi ve helaline karşı giymedi, haram yerlerde giydi dedikte Hak Taâlâ buyurur: Böyle olan avretleri bin yıl yaksana gerektir”. Ol avret bu cevaplan işidicek (işitince) ayıttı: “Yâ Resûlallah, bu zamana gelince ere varmadım, geri varmam” dedi.

Bu kere Hazreti Resûl-i Ekrem saadetle buyurdular ki:

“Ya hatun, ere varmanın dahi sevabın(ı) haber vereyim dinle: “Hangi avret kim eri, Allah senden hoşnut olsun dese altmış yıl ibadet etmekten yeğdir ve erine bir içim su verse bir yıl oruç tutmaktan efdaldir. Erinin döşeğinden kalktığı gibi gusül eylese bin kurban etmişçe sevap bula ve helaline hile etmeden ölse onun için gökte melekler tesbih ederler. Ve helali ile oynasa altmış kul azat etmeden hayırlıdır. Erinin rızkını saklasa ve helalinin (kocasının) akrabasına merhamet (etse) ve beş vakit namazın(ı) kılıp orucun(u) tutsa bin kere Kabe’ye varmadan efdaldir.”

Fatımatu’z-Zehra radıyallâhu anha: “Bir avret helalini incitse hali nice olur?” dedikte, “Bir avret erine âsi olsa Allah’ın laneti içinde kalır ta eriyle helalleşmeyince kurtulmaz. Ve erinin döşeğinden kaçsa cemî-i sevabı gide. Erine tekebbürlük eylese Hak Taâlâ ona hışm eyler. Ve erine sen benim kethudamsın dese ve senden ne gördüm dese Allah Taâlâ ona nimetini haram eyler, erinin kanını diliyle yalasa henüz erinin hakkını yerine getirmeye. Erinin desturuyla seyre çıksa erinin defterine bin günah yazılır. Destur vermediği için destursuz çıkan avretleri bundan kıyas eyle”.

Resûl-i Ekrem buyurur: ‘Ta Fatıma eğer Allah Taâlâ bir ehadin bir ehade (birinin başka birine) secde etmesini emir buyursa idi ben de avretin erine secde etmesini buyurur idim”.

Hazreti Aişe-i Sıddîka radıyallâhu anha ayıttı: “Ya Rasûlallah bana vasiyet eyle”. Resûl-i Ekrem buyurdular ki : “Ya Aişe ben sana vasiyet ederim, sen de ümmetimin hatunlarına vasiyet eyle: Yarın kıyamet gününde evvel imandan, ikinci abdestten, üçüncü eri hakkından sual olunur. Hangi er kim avretinin yavuzluğuna sabr eylese Hak Taâlâ ona Eyyüp Peygamber sevabını vere. Bir avret dahi erinin yavuzluğuna sabr eylese Aişe-i Sıddîka mertebe-sin(i) bula. Ve dahi bir er avretini suçsuz döğse kıyamette ben davacı olurum. Üç yerde kişi hatunun(u) döğmek caizdir: Namazdan ötürü ve döşeğine gelmediğinden ötürü ve izinsiz dışarı çıktığından ötürü. Sair kabahatlerde bir kaç tenbih etmek gerektir, eğer olmazsa bırakmak gerek tâ ki azapta olmamak için”.

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.