DÜNYA ESARETİNDEN KURTULMANIN YOLU

0
90

DÜNYA ESARETİNDEN KURTULMANIN YOLU

Dünya muhabbetini içinden söküp atmanın ve dünya esâretinden kurtulmanın bir yolu da cömertliktir. Cömert olanlar, bu dünya hayatında ele geçirdikleri malların hesabını verirken, yarın kıyamette zorlanmazlar. Cömertlik öyle bir huydur ki, insanı cennete çeker; cimrilik de öyle bir huydur ki, insanı cehenneme çeker.

“Ey îman edenler, şüphe yok ki, Allah’ın vâ’di bir gerçektir. O hâlde dünya hayatı sakın sizi aldatmasın. Çok aldatıcı şeytan da sakın sizi Allah’ın (mühleti) ile aldatmasın.” (Fâtır Sûresi, 5)

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem:

“Dünyanın ömrü bir saattir.” buyurmuşlardır.

O bir saaati yani kısa ömrü ibâdet ve ubûdiyet ile geçirmeye bakın. Bu dünya muhabbetini içinden söküp atmanın ve dünya esâretinden kurtulmanın bir yolu da cömertliktir. Cömert olanlar, bu dünya hayatında ele geçirdikleri malların hesabını verirken, yarın kıyamette zorlanmazlar. Cömertlik öyle bir huydur ki, insanı cennete çeker; cimrilik de öyle bir huydur ki, insanı cehenneme çeker.

Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular:

“Şüphesiz ki, nûr kalbe girince kalp genişler ve ferahlar.”

– Ey Allah’ın Rasûlü! Bunun belli bir alâmeti var mı? diye sorulunca:

“İnsanın, aldatıcı dünyadan uzaklaşıp ebedîlik âlemine yönelmesi ve ölüm gelmeden, onun için hazırlık yapmasıdır.” buyurmuşlardır. (Bakara Sûresi Tefsiri, Mahmud Sâmî Ramazanoğlu)

Eşref-i Rûmî (k.s.) yine buyurur:

– Dünyaya pek çok peygamber geldi. Ve bu Peygamberlere dünya malı verildi. Ama onlar dünya malını yanlarında saklamadılar. Dünya malı ile zevk ü sâfâya dalmadılar. Onlar, Allah Teâlâ’nın verdiği nîmetlerini yine Allah rızâsı için harcadılar. Kendileri arpa ekmeği yediler ve aba giydiler.

Sevgili Peygamberimiz Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz, gazâlardan ganîmet malı alır, onları hemen fakirlere, ihtiyaç sahiplerine devrederdi, kendisi vakit olur dokuz günde bir arpa ekmeği yerdi.

Allah Teâlâ ve Tekaddes hazretleri buyurur:

“Kim dünya hayatını ve onun ziynetini arzu ederse, onlara yaptıklarının karşılığını burada tamamen öderiz. Onlar bu hususta hiçbir eksikliğe de uğratılmazlar.

Onlar öyle kimselerdir ki, âhirette kendilerine ateşten başka bir şey yoktur. Dünyada işledikleri şeyler orada boşa gitmiştir. Zâten onların yapageldikleri hep boştur.” (Hud Sûresi, 15-16)

Yukarıdaki, âyet-i kerîme, hadîs-i şerîfe, ashâb-ı kirâm ve kibâr-ı ehlullahın dünya hakkındaki, mühim haberlerini öğrendikten sonra, bizlere düşen, dünya sevgisini kalplerimizden ihraç etme çabası üzerine çalışmak olmalıdır.

Gönlü, dünyaya kaptırmayıp meşrû şekilde Allah Te­âlâ’nın emri yolunda, rızık temini, İslâmiyet’e faydalı olmak gibi hususlarda çalışmak, Allah Teâlâ’nın rızâsını mûcip olduğundan bilakis merguptur, meşrûdur.

Bahsedilen dünya, nefsin arzularından sıyrılamayıp Allah Teâlâ’nın emirlerini îfâ etmeye mâni olan gâfilane ve mağrurâne bir dünya kaygısı içinde nefsin hevâsına tâbî olmaktır.

Bunun da yegâne çaresi, hâlimizi ve âkibetimizi tefekkür edip, istikbâlimiz için tedbir almaktır.

İyice düşünelim, Hak celle ve âlâ hazretleri, bizleri Müs­lüman olarak, Müslüman anamız ve babamız vasıtasıyla dünyaya sevketmiş, itikadımızı kavî eylemiş ve en lüzumlu bilgilerle bizleri ziynetlemiş, süslemiştir. Kendisine kul yapmış, Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimize ümmet etmiş. Ne kadar hamd ü senâ etsek yine azdır. Bazılarımıza da yüce mârifetullah yolunda nasibimizi vermiş. Hak celle ve âlâ hazretlerine ne kadar şükretsek, hamd etsek yine lâyıkıyla kulluk edemediğimizi itiraf eder, istiğfar ederiz.

Sâdık Dânâ, Altınoluk Sohbetleri-I. s. 200-216

Kaynak: Sâdık Dânâ, Altınoluk Dergisi, Sayı: 395

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.