Biz Böyle Olmamalıydık

0
570

Biz Böyle Olmamalıydık

İnsan oğluyuz işte deyip, başlarız her cümleye. Bir hata yaptığımız zaman ” Beşer değil miyiz şaşarız elbette” diye devam ederiz sonra. Evet doğrudur belki bu cümle ama eksiği de çoktur. Peygamberler hariç, ki onların “İsmet” sıfatı vardır, günahsızdırlar. Diğer bütün beşer, hata yapmaktadır ve yapacaktır. Allahu Teala da  El Afüv ismine hürmeten birçoğumuzun günahlarını affeder ve bağışlar.

Hac Suresi 60. ayet mealinde Allahu Teala bize şöyle buyuruyor:

“Hakikaten Allah çok bağışlayıcı ve mağfiret edicidir.”

Buraya kadar bir sorun yok. Elhamdülillah ne güzel bir Rabbimiz var. Asıl mesele başkadır. Biz İslamı ne kadar yaşıyor ve yaşatıyoruz? Bunu gerçekten yapmamalıydım deyipte yaptığımız şeyleri hiç göz önünde bulundurduk mu? Salih niyetlerle mi beşere konuşuyoruz yoksa sadece insanları etkilemek için mi?

Bakın Nurettin Yıldız Hoca bir sohbetinde ne diyor:

“İnsanız sabah namazına kalkamamış olabiliriz. İnsanız, beşeriz. Asıl sorun; uyandığımız vakit kendimize ve nefsimize nasıl tepki verdiğimizdir. Uyandığımız vakit sıradan bir tepki mi veriyoruz, yoksa dünya başımıza yıkılmış bir halde mi uyanıyoruz? Buna tepkimiz nasıl oluyor? Nefsimize nasıl ceza veriyoruz?”

Bu kısmı daha önce bir sohbetinden dinlediğim için yuvarlayıp yazıyorum. Bunun gibi örnekler çoğaltılabilir. Yani diyeceğim o ki; “Mü’miniz ama şuurlu değiliz.”

Gerçek budur. Bugün neden bankalar bakkal dükkanı gibi çoğaldı? Ne kadar sıkıntı içinde mücadele ettiğimizi zannediyoruz? Faizin haram olduğunu biliyoruz ama en ufak sıkıntıda kolay olanı seçebiliyoruz. Namazın farz olduğunu biliyoruz ama verdiğimiz ehemmiyet; vacip olan kurban ibadetinden daha az.  Bayram namazları camiler ne kadar dolu değil mi ? Halbuki bir günün bir vaktinin farz olan ibadetinden daha önemli değil. Burada benim için önemli olan şey farkına varmaktır  ve dikkatini çekmek istediğim nokta; şuurlu müslüman olamama durumudur.

Örneğin; Bir vaktin namazını kılacağız. Ama kılacağımız vakit namazını ufak  ya da önemsiz bir işimiz için erteliyebiliyoruz. Ya da bir patronumuzun veya bir kamuda müdür pozisyonunda olan birinin yanına çıkarken uyguladığımız nizam ya da tertipi namaz esnasında Allah celle celalu karşısına çıkacağız deyip uygulayamıyoruz. Ondan sonra da diyoruz ki;

“Ben namazdan huşu duyamıyorum ve günahlara girmeye devam ediyorum”. Nedir sebep hiç düşündük mü?

Allah subhanallahi ve teala hazretleri buyuruyor:

“Onlar ki, namazlarında huşû içindedirler”.(Mu’minun Suresi 2.ayet)

Biz bu Kuran-ı Kerim’e iman ettik. Bir gramda şüphe duymuyoruz. Peki kaçımız namazında huşu duyuyoruz? Bu ayetten anladığımız üzere biz namazımızı hakkıyla kılmıyoruz. Çünkü namazımıza bir futbol maçı kadar değer vermiyoruz. Bir vakit namazı kaçırmanın ölümden daha beter olduğunun idrakinde değiliz. Namazdan önce yapmamız gereken bir işimiz var ise, imanımızı birkez daha gözden geçirmeliyiz.

Sevindiğimiz ve üzüldüğümüz şeyleri kendi kendimize düşündüğümüz zaman, neleri kazandık ya da neleri kaybettik anlıyoruz. İslam’ın bugün yaşadığı sıkıntı ve problemlerin aslında bizim İslam’ı hakkı ile yaşamamamızdan kaynaklandığını çok net anlayabiliyoruz. Herkes kendini bir sorguya çeksin. Bugün 12 yaşında müslüman bir kız çocuğu, okula giderken makyaj yapıp evden çıkıyorsa, anne ve babalar görevlerini layıkıyla yapmış mıdır? Ya da kapalı bir bayan, Allah celle celaluhu için kapanıyorum diyorsa, ve onun kapanmış hali, müslüman bir gencin dikkatini açık bir bayandan daha fazla çekiyorsa, vallahi kendini birkez daha sorgulasın. Bunu nefsi için mi yapıyor, Allah celle celaluhu için mi ?

Bunlar bizim iç sorunlarımızdır. Bugün içimizde öyle kardeşler var ki ; düne kadar ilim öğrendiği hocasını tekfir etmeye başlamış. Kendilerince sosyal medya hesaplarından hocalara ders vermeye kalkıyor. Subhanallah diyorum. 1000 kere subhanallah diyorum. Biz işi nefsimize göre yaptığımız sürece iflah olmayacağız.

[quote]

Ne demiş Yunus Emre;

Girdim ilim meclisine,

Eyledim kıldım talep;

Dediler ilim geride,

İlla edep illa edep…

[/quote]

İslamı doğru yaşamak ve doğru anlamak için önce edep sahibi olmanın gerektiğine inanıyorum. Herkes gerçek manada müslüman olup, yaşantısını ona göre ayarlamak ister ama uygulayan genelde az olur. Gerçekten birşeyleri feda edebilmemiz lazım. İslamı sıcak yataklarımızda, televizyon karşısında, kafelerde mükemmel bir şekilde yaşamamız ve yaşatmamız mümkün değildir. Gaflet perdesini yırtmamız gerekmektedir.

BİZ BÖYLE OLMAMALIYDIK 2

[quote]

Hasan el Benna‘dan başka bir söz paylaşayım sizler için;

Yarınlar yorgun olanların değil,

Rahatından vazgeçenlerin olacaktır.

[/quote]

Bugün Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem efendimizin evlerimize teşrif etmesini istemez misiniz? İstersiniz değil mi? Peki evlerimiz aleyhisselatu vesselamı ağırlamak için uygun mu? Fitneden uzak mı? Hakiki müslümanlığın yaşandığı kıblegah evler edinebildik mi ? Yoksa davetimize icap edip geldiği zaman yerin dibine girmekten daha beter evlerimiz ve yaşantılarımız mı var ?

Ben sorularımı sordum. Cevaplamak ve kendi doğrularınızı bulmak size kalmış. Muhakkak ki içlerimizde dinini herşeyin üstünde tutan mübarek insanlar var. Ama az değil mi ?

Yazıma son verirken, yine düşünmemize sebep olacak ve Sahabe efendilerimiz ile bizim aramızdaki farkı anlatacak güzel bir kıssayı sizinle paylaşmak istiyorum.

 

Bir hoca Efendi yurt dışına kuran hizmeti için çıkıyor.  Ailesini, dostlarını, evini yurdunu, herşeyini geride bırakıyor.

Bir an şöyle bir his geliyor içine;

“Herşeyi terkettim. Sahabeler gibi, onlarda herşeylerini terketmişlerdi. Günümüzün sahabisi olabilir miyim acaba diye”

O  gece rüyada Araba kullanıyor görmüş kendisini .

Arabada da  Kainatın Efendisi(s.a.v) ve birkaç ta Sahabe (r.a.) var,

Hoca şoför koltuğunda, bir an araba uçurumun kenarında asılı kalıyor. Korkuyor Peygamber Efendimize zarar gelir diye hemen arabadan inip taş bulmaya gidiyor tekerleğin altına koymak için. Taşı bulup getirdiğinde bakıyor ki Sahabe efendilerimiz arabadan inmiş ve tekerleğin altına başlarını koymuşlar. O zaman anlıyor sahabelerin farkını. Kendisi taş ararken, sahabeler baş koymuşlar Rasulullahın yoluna…

Bizler takıldık kaldık nefsimizin isteklerine. Bugün hocaefendilerin sohbetlerine gidiyoruz, fotoğraflar çekiliyoruz. Ne güzel. Ama gelin görün ki, (Önce kendi nefsime söylüyorum) sabah namazında camilerin safları boş. Diplomalarımıza takıldık, arabamıza takıldık, telefonumuza, bilgisayarımıza takıldık. Şimdide mazlum halk savaş da ölürken, bekliyoruz ki, Selahaddinler gelsin, Fatihler gelsin. Haydi artık kalkalım ve mücadele edelim. Aynı Enes b. Nadr r.a gibi olalım.

BİZ BÖYLE OLMAMALIYDIK 3

Uhud’da peygamber öldürülmüş sanıp kenarda duran Müslümanlara:

“Re­sû­lul­lah’tan sonra siz sağ kalıp da ne yapacaksınız?Muhammed öldürüldüyse, onun Rabb’i de öldürülmedi ya! Kalkınız, Re­sû­lul­lah’ın çarpışarak canını feda ettiği şey üzerinde siz de canınızı feda ediniz!”(Sahabeler ansiklopedisi)

Evet bugün belki onun yaptığı gibi yapamayız ama onun yaptığını yaşatma imkanımız var. Yüzeysel ve gelişi güzel müslüman olmayı bırakalım artık. Rabbimize gerçekten dönelim ve onun istediği gibi kullar olalım. Hesabı çok çetin olan o günden Rabbimize sığınarak kurtulmayı dileyelim.

[quote]

Sizi 2 ayet meali ile başbaşa bırakıyorum.

“Sonra o gün, size verilmiş olan her nimetten sorguya çekileceksiniz”

Tekasür Suresi-8

Haberiniz olsun ki, Allah’ın veli kulları için  korku yoktur. Onlar mahzun da olmayacaktır.

Yunus Suresi 62

[/quote]

Ne mutlu Allah celle celaluha dost olana..

Es selamu aleyküm ve rahmetullahi ve berakatü.

İlginizi Çekebilir : İLİM TALEBESİNE İMAM GAZALİ’DEN 10 TAVSİYE

 

 

 

 

 

 

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.