Allah’ın Perdesiz Konuştuğu Sahabi

0
223
Allah’ın Perdesiz Konuştuğu Sahabi

Cabir Bin Abdullah r.anh küçük yaşta Allah Resûlüne biat eden bir genç… Babası da annesi de Müslüman olan bir bahtiyar… Babasıyla birlikte Medine’den Mekke’ye gelen ve ikinci Akabe biatında bulunma şerefine eren bir yiğit. Yetmiş kişilik heyetin en küçük üyesi…

Cabir b. Abdullah, Muksirûndandır. Bizlere tam 1540 hadis rivayet etmiştir. Aynı zamanda da bir fakihtir. Babası, Abdullah İbn Amr, bir şehadet aşığıdır. Annesi, Nüseybe bint Akabe İbn Adiyy, mümine bir hanımdır. Selemeoğullarındandır. Daha 15 yaşlarındayken; Musab b. Umeyr’in vesilesiyle iman şerbetini içmiştir. Biz onu nasır tutan elleriyle, Efendimiz’in ‘Bu eller Allah ve Resulu’nün sevdiği ellerdir’ sözüyle tanırız. O bize helal kazancı öğretir nasır tutan elleriyle, dirayetiyle ve gayretiyle. Hayatı bir deryadır. Ashab’ın her biri bir yıldız. Bizler ise o yıldızlardan inşallah istifade etmek adına onun hayatını paylaşmayacağız burada lakin hayatından aldığımız 5 dersi sizlere sunacağız:

1-Başkalarının emeği ile değil; ellerinin emeği ile geçin ki, Allah ve Resûlü o elleri sevsin ve Cehennem azabı o ellere haram olsun.
2-Helal dairesi geniştir, keyfe de kâfidir. Bahanelere sığınıp, haramları meşru görme ki; işin, gücün, imanın bereketlensin.

Herkes yapıyor, ne yapayım bende girdim faize deme! Sen herkes değilsin, sen tek başına sorulacaksın. Sen bu asrı felakette, faizin umumi bela olduğu bu dönemde, haram kazancın ceplere kadar aktığı bu günlerde eğer dirayetle Cabir gibi gayret içerisinde olursan, vallahi 1’in 1000 olacak. Birilerinin geçinemediği parayla sen geçineceksin. Çünkü en büyük zenginlik, kanaattir. Allah aşkına! Bugün bu memlekette geçinme gibi, açlık gibi bir sorunumuz mu var, yoksa daha iyi geçinme gibi bir sorunumuz mu var? Allah’a şükür var. Sorun, dedelerimiz çocukluklarını anlatsın bize, evlerindeki yemekleri anlatsınlar. Bugün evin 5 nüfusu varsa, 5’inde cep telefonu var. Daha iyi geçinmek adına harama düşersek, Allah bunun hesabını sorar bize.  Onun için bahanelere sığınmak yok. Cabir gibi olmak var, gayret etmek var.

3-Mideni doyurduğun gibi, ruhunu da sohbetle, kelimelerle doyur ki, gerçek manada dinlenebilesin. Yüreğinin ve gözünün açlığını giderebilesin.

İnsanın 2 midesi var. Birini güzel doyuruyoruz ama kalbimizi de doyurmamız lazım. Kelimeler ruhlarımızın gıdasıdır. Eğer biz bunu gelenek haline getirebilirsek, dinlenmenin nasıl olduğunu anlarsak, inanın zamanımıza bereket hasıl olur. Bir derdimize dikkat çekeceğim:

Bugün 12-14-16 saat dünya işi için çalışıyoruz. Yoruluyoruz; yorgun argın eve geliyoruz. Oturuyoruz, alıyoruz elimize kumandayı. Oradan oraya, oradan oraya… 2-3 saatimizi o tv’nin başında geçiriyoruz. O kadar haramla meşgul olan bir zihin, bir göz, bir beden nasıl dinlensin?

Dinlenme, Cabir bin Abdullah gibi olur. Cabir bin Abdullah, tarlada çalışıyor. Yorgunluktan ayakta duracak gibi değil. Ona rağmen eve gitmiyor. Varıyor Mescid-i Nebevi’ye. Ruhunu orada dinlendiriyor. Sonra varıyor evine yatıyor. Uykusunda Cibril ile, Mikail ile, İsrafil ile, Bedrin şehitleri, Ashab’ın büyükleri ile sabaha kadar haşır neşir oluyor. E gündüzü öyle olanın, gecesi böyle olacak!

Gidin bir sohbete orada yatın, orada uyuklayın! Allah’ın adını anmak için toplanan bir mecliste –maksadı farklı olsa dahi- biri otursa, melekler onun içinde istiğfar eder. Melekler ‘Ama onun niyeti zikir değildi dediğinde’ Rabbimize, Rabbimiz buyurur ki; ‘Onlarla beraber olan şaki olmaz.’

4-Beşer olarak elinden gelen ne varsa, onları ortaya koy ki, elinden gelmeyenler için rahmete muhatap olasın. İlahi teveccühlere mazhar kılınabilesin.

5-Helal lokma hassasiyetin, ilim azığın, mücadele azmin ve Allah yolunda cihad en büyük emelin olsun ki, Cabir gibi Peygamberden dua alasın, istiğfar kazanasın, cennette onlara komşu olabilesin.

(Leyletü’l Bair/Deve Gecesi isimli gecede Cabir b. Abdullah der ki; ‘Benim adıma o gece Resulullah tam 25 kez benim adıma istiğfarda bulundu.’ Yok bunun ikinci örneği. 25 kez Aleyhissalatu Vesselam Efendimiz, Cabir için istiğfarda bulunmuş. Ne demek bu biliyor musunuz? 25 kez Cennetle müjdelenmek demek. İstiğfarı yapan Aleyhissalatu Vesselam Efendimizdir. Artık siz buradan anlayın)

Muhammed Emin Yıldırım, 82 İl 82 Sahabe

ALLAH’IN PERDESİZ KONUŞTUĞU SAHABİ

Cabir ve ailesi babalarının nâşını alıp kendi kabristanlıklarına getirmek istediler. Ancak Resûlullah (s.a.v) Efendimizin: “Şehitleri öldürüldükleri yerde gömünüz. “emrini duydular. Ailecek babalarının başında ağlamaya başladılar. İki Cihan Güneşi Eendimiz de yanlarından geçerken onlara:“Ağlamayınız!.. Melekler kanatlarıyla ona gölge yapmaktadırlar!..”buyurdu. Babalarının imanı ve şehadet özlemi ile ilgili duygularını dile getirerek onları teselli etti ve Allah Teala’nın iltifatına nail olduğunu haber verdi. Şöyle ki:

“Ya Cabir! Allah Teala herkesle perde gerisinden konuşurken, babanla yüzyüze konuştu. Ey kulum! İste benden vereyim.” buyurdu. Baban da: “Ya Rabbi! Senin yolunda tekrar öldürülmem için beni dünyaya geri göndermeni veyahut bize verdiğin nimetleri arkada kalanlara bildirmeni niyaz ederim.” dedi. Allah Teala da şu ayetleri indirdi. Mealen:

“Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanmayın, bilakis onlar diridirler. Rableri katında rızıklanmaktadırlar. Allah’ın lutfundan verdiği nimetle sevinçlidirler. Arkalarından kendilerine ulaşamayan kimselere de hiçbir korku olmayacağını ve kendilerinin üzülmeyeceklerini müjdelemek isterler.” (Al-i İmran 169-170)

Fahr-i Kainat (s.a.) Efendimiz şehitlerin defninde başlarında bulunuyordu. Cabir’in babası için: “Abdullah İbni Amr’la, Amr İbni Cemuh’u aynı kabre gömünüz. Çünkü onlar hayattayken çok samimi dosttular.” buyurdu.

HURMA BAHÇESİNDE GERÇEKLEŞEN MUCİZE

Resûl-i Ekrem (s.a.) Efendimizin Cabir ve ailesine özel iltifat ve ilgisi vardı. Zaman zaman Cabir’i devesinin arkasına bindirir, hastalandığında ziyaretine giderdi. Babası şehit olunca geriye bir hayli borç bırakmıştı. Cabir ödemekte zorluk çekiyordu. Küçük bir hurma bahçesinden başka da geliri yoklu. Üstelik o yıl mahsul de azdı. Çoğu Yahudi olan alacaklılar borçlarını istediler. Bu durumu Efendimize arzedince; “Hurmaları toplayınca bana haber verin.” buyurdu. Mahsul toplandı ve haber verildi. Rahmet Peygamberi Efendîmiz toplanan hurmaların başına geçti ve: “Alacaklıları çağırın” buyurdu. Mübarek eline ölçeği aldı ve herkese alacağını vermeye başladı. Cabir’in bütün borçları ödendiği gibi hurmaların da hiç eksilmediği görüldü.

Zatürrika Gazvesinden dönerken bir ara Efendimizle sohbete koyuldular. Onun yeni evlendiğini duyan Efendimiz “kızla mı yoksa dul bir hanımla mı” diye sordu. Cabir (r.a.) da: Dul bir hanımı özellikle tercih ettiğini, kızkardeşlerinin arasına onların yaşında birini getirmeyi doğru bulmadığını söyledi. Efendimiz onun bu ince düşünüşüne ve firasetine pek memnun kaldı. Yine aynı yolculukta İki Cihan Güneşi Efendimiz onun borçlu olduğunu öğrenince ondan devesini satmasını istedi. Uzun bir pazarlıktan sonra Medine’ye varınca teslim etmek şartıyla deveyi satın aldı. Cabir (r.a.) deveyi teslim etmek üzere getirdiğinde Efendimiz ona olan borcunu ödedi ve deveyi de kendisine hediye etti.

İşte sevgi!.. İşte kardeşlik!… İşte yardımlaşma!.. Allah için kurulan kardeşlik hayatı güzelleştirir. Güçlükler, sıkıntılar, derdler o sevgi, fedakarlık ve kardeşlikle kolaylaşır… Ey Allahım!.. Bizlere böylesi sevgi ve kardeşlikler lutfet!.. Amin.

Sevgili Peygamberimizle on dokuz gazveye iştirak eden Cabir İbni Abdullah (r.a.)’ın ilminden çok kimseler faydalanmıştır. O, Mescid-i Nebevî’de ilim meclisleri oluşturmuştu. Said ibni Müseyyeb, Ata İbni Rebah, Muhammed İbni Münkedir, Mücahid Şa’bi, Tavus ve Muhammed el-Bakır gibi alimler onun meclisinde yetişmişlerdir. Evi mescide 2 kilometre uzakta olmasına rağmen namazlarını Peygamberimizle kılardı. 95 yaşlarında Medine-i Münevvere’de vefat etti. Cenazesini Medine valisi Hz. Osman (r.a.)’ın oğlu Eban kıldırdı. Cenab-ı Hak’tan şefaatlerini niyaz ederiz.

Kaynak: Mustafa Eriş, Altınoluk Dergisi, 1997

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.