Allah’ı Sevdiğimizi Söylerken Gerçekten Samimi Miyiz?

0
1036

Allah’ı Sevdiğimizi Söylerken Gerçekten Samimi Miyiz?

Allah'ı Sevdiğimizi Söylerken Gerçekten Samimi Miyiz

Biz Allah’ı sevdiğimizi söylerken -haşa iradi yapmıyoruz bunu belki ama- taklidi imanda kalıp, tahkiki imanı yakalayamadığımız, onu hayatımıza yerleştiremediğimiz için başka sevmelerde vaktimizi geçirdik.

Allah’ı sevdiğimizi söyledik, lakin O’nu hep unuttuk. Emirlerini hafife aldık, her gün 5 vakit bizi huzuruna çağırırken; kimimiz hiç gitmedik, kimimiz tembellik yaparak O’nun yanına vardık, kimimiz namaza durduğumuz halde bin bir türlü düşüncelerle namazımızı eda ettik. O ise hiçbir zaman -bunu bildiği halde- bize rahmet kapılarını kapatmadı.

Allah’ın mülkünde O’ndan habersiz yaşadık. Belki her anımızın O’na övgüyle, ibadetle, şükürle, tefekkürle geçmesi dahi Rabbimiz’e olan kulluk borcumuzu ödemeye yetmez iken, biz her anımızı şikayet ile, isyan ile doldurduk. Keşfedilmeyi bekleyen, pak olan kalbimizi günah kirleriyle doldurduk. Bu yüzden de Allah’ın temiz olan sevgisini kirli gönüllerimize bir türlü alamadık. Temizlemeyi bilemedik ki kalplerimizi, sevgisini isteyelim, o güzel sevgiye talip olalım.

Varlık zamanında Rabbimiz’i anmayı unuttuk, şükretmeyi unuttuk. Yalnız başımız sıkıştığında O’na döndük. Hal böyle olunca da sıkıntılarımızdan hiç kurtulamadık. Çünkü kalbimizi gerçek sahibine vermeyi bir türlü beceremedik, başka sevmelerde boğulduk. La mekan olan kalbe fani sevgileri doldurduk. Böylece fani olanlardan her ayrılışımızda onları sevdiğimiz, gönül bağladığımız kadar acı duyduk. Halbuki orası Baki olana aitti.

Bizler faniyiz ve bakiye yönelik yaratıldığımız bu imtihan yurdunda bütün beklentilerimizi ezel ve ebed sahibi yüce Yaratıcıya değil, faniye bıraktık. Huzuru hep başka sevgilerde aradık. Bilemedik ki Allah sevgisinin haricindeki her sevgi bize yeni bir imtihan getirecek. Bilemedik ki kalbimizi asıl sahibine teslim etmedikçe, sevdiğimiz her şey bize acı verecek.

Öyle demiyor muydu Efendimiz (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): “Kimi seversen sev! Muhakkak ondan ayrılacaksın.” (Mecmau’z-zevaid, 2/252)

O halde ben kimi sevmeliyim ki, ondan hiç ayrılmayayım?  Kimi sevmeliyim ki,  o sevgi benim sonsuz saadetimi temin etsin? Öyleyse düşünmeli bir …

Faniler bizi hiç tatmin etmedi. Biz fanilerin bizi tatmin etmediğini anlamadık da, hep bizi incittiklerini terennüm ettik ve hayatımızı hep bu vaveylalarla geçirdik. Böylece her sıkıntıya bir yenisini daha ekledik.

Evvela anne-babalarımızla problemlerimiz oldu, sonra kardeşlerimizle, sonra evlendik; eşlerimizi paylaşamadık anne-babalarıyla. Çevremizdeki dostlarımızı paylaşamadık, sonra da mesleğimizi…

Sonra evlatlarımız oldu. Evlatlarımızdan bir türlü razı olamadık, istediğimiz gibi olamadılar. Aradığımız tatmini onlarda da bulamadık. Sevdik, herkesi çok sevdik. Herkese haddinden fazla değer biçtik, lakin hiç vefa göremedik. Ardından ömür geçti. Bedenimiz rahatsızlandı: “Bütün bir ömür boyu sana baktım ama yine beni terkedip gittin” dedik ve dünyadan ayrılırken imanımızı taklitte bırakıp, tahkike erdiremediğimiz için haşa! “Ne ettim sana kahpe felek” diye kaderimize isyan edip, imansız ahirete göçme yoluna kadar gittik.

Peki buna sebep olan neydi?

Buna sebep olan şey; bilmemekti, seviyoruz dediğimiz Rabbimizi hakkıyla tanıyamamış olmaktı. Bir şeyi sevmenin yolu; onu tanımaktan geçer. Tanımak için ise, elbette bunu istemek gerekir. İstedik mi hiç bizi Yaratanı tanımayı? Sorduk mu hiç kendimize? Ben bu dünyada bir misafirim. Beni yaratan benden ne ister? Niçin geldim bu dünyaya ve ne yapmalıyım? diye… Aksi takdirde insan tanımadığı birine nasıl muhabbet duyabilir ki?

Öyleyse şimdi bir daha nefislerimize soralım. Sevdiğimiz Rabbimizi, bir cep telefonumuzu yahut arabamızı tarif ettiğimiz kadar tarif edebilir miyiz? Edemeyiz değil mi? Edemeyiz, çünkü biz hep Allah’ı sevdiğimizi zannettik ama bir türlü Allah ile muhabbet dozuna gelemedik. Çünkü başka sevmelerde boğulduk, yolumuzu kaybettik. Hep şerri isteyen nefse her defasında fırsat verdik, ona uyduk.

Rabbimizin “Hâlâ tezekkür etmez misiniz? … Kim onu (nefsini) tezkiye etmişse felâha (kurtuluşa) ermiştir. (Şems suresi, 9)” ikazını duyamadık….

Belkide hiç haketmeyen, Cenabı Allah katında sivrisinek kadar bile değeri olmayan şu dünyayı ilgimizin, muhabbetimizin içine öyle oturttuk ki, O’nun verdiklerini, O’nun yolunda kullanacaklarımızı çok farklı noktalarda dağıttık. Nankörlük ettik. Kendimiz hep vefa türküleri söyledik, lakin, acaba biz asıl sahibimize hiç vefa gösterdik mi?

Rabbimiz; “Ben seni kendi muhabbetim için yarattım, seni sevdim. Seni adı anılır kıldım, hatrını bilip; seni kıymetli kıldım ve bana muhabbet duymanı istedim.” dedi. Lakin biz ne yaptık? “Evet, sevmem lazım Rabbim seni ama içimden de o duygular hiç gelmiyor!” mu dedik ?

Dünya sevgisi, nefsin arzu ve istekleri kalbimizi öyle çok kapladı ki, ardından Rabbimiz’i bir türlü göremedik. Bin bir türlü perdeler koyduk Rabbimiz ile aramıza. Oysa o perdeleri tek tek kaldırmadan hakiki sevgiye, Sevgiliye ulaşamayacağız.

Öyleyse artık taklitte kalan imanımızı, hakikate çevirme vakti. “Ben geldim Rabbim. Muhabbetine, rızana talibim. Kalbimden razı olmadığın her şeyi çıkarmaya, kalbimi pak etmeye, böylece senin o güzel sevgini oraya yerleştirmeye talibim.” demenin tam vakti!

Artık insanların bizi incittiklerinden yakınmanın değil, Rabbimizi razı etmenin yollarını arama vakti. Çünkü zaten insanları tam anlamıyla memnun etmek çok zor, hatta imkansızdır. (İmam-ı Şafii) Ve zaten insanların peşinden koşarsanız, ancak hüsranla dönersiniz. Ama bunca eksiğe, bunca kusura, bunca nakıslığa, bunca günaha rağmen bizi hiç terketmeyen Rabbin emirlerine uyar, yasaklarından çekinir ve sevgisine talip olursanız, kafirlere dahi merhametini eksik etmeyen Allah, size ne lütuflarda bulunmaz ki?

Bu yüzden şimdi lütfu ve keremi bol olan Rabbe, Sahibimize, Efendimize dönme zamanı…

Hakiki sevgili ancak O’dur. Ve kainattaki bütün sevgiler aslında yine O’ndan O’nadır…

Rabbimiz bize O’nun muhabettine nasıl ulaşabileceğimizin kapılarını açsın… (Amin)

Velhamdülillahi Rabbil Alemin…

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.