“Ahirete İman”a Nasıl Bakmalıyız?

0
829
Ahirete imana nasıl bakmalıyız?

Bu zamana kadar hiçbir İslam kaynağında aklen ahretin varlığının izah ve ispatı yapılamamış. İbn-i Sina gibi bir dahiye ahretin varlığına dair soruyorlar; “Aklen izahı yapılamaz.” diyor. Çünkü öldükten sonra bir hayat var mı diye soruluyor. İbn-i Sina da “Kur’an’da ve hadiste nakil vardır. Orada yazdığı için iman ederiz.” diyor. Peki, dikkat edin; aklen izahının varlığını Bediüzzaman Hazretleri Sözler adlı kitabında 10. Söz, Haşir Risalesinde yaklaşık 100 sayfaya yakın aklen izah ve ispat etmiş. Biraz bakalım; bir cümleyi aktaralım; o yüz sayfanın her bir cümlesinde müthiş ifadeler okuyoruz;

Öncelikle şunu söyleyelim; Cenab-ı Hakk’ı tanımazsak anlayamayız. Ve Bediüzzaman Hazretleri de bu çizgiden başlamış. Demiş ki;

“Evet, Allah tanınmazsa ahiret anlaşılmaz.”

Çok basit olarak bir bakalım, bir giriş söylüyor Bediüzzaman Hazretleri;

“Hiç mümkün müdür ki bu kainatta bir saltanat süren Allah…”

Saltanat nedir? Her yerde hakimiyetinin gözükmesi değil mi? Cenab-ı Hakk atomdan, zerrelerden, galaksilere kadar bir saltanat sürüyor mu sürüyor. Hiçbir mahlukat O’nun emrinden, iradesinden, kudretinden çıkamıyor. Bizi bile bakın küçük bazı şeylerde serbest bırakmış, onun dışında O’nun emir ve kanunlarıyla hareket edebiliyoruz. Bütün bu fiziki kanunlar, kimyevi kanunlar Allah’ın nasıl bu kainatı yönettiğini gösteriyor.

Şimdi bakalım; bir saltanat gözüküyor değil mi? Galaksilerden, gezegenlerden güneşlere kadar bütün kuşlardan karıncalara kadar her yerde Allah’ın bir saltanatı gözüküyor.

Peki saltanatın gereği nedir? Saltanatın gereği şudur; itaat edenlere mükafat, isyan edenlere de ceza vermesi gerekir, şayet saltanat saltanatsa, gerçekten bir saltanat varsa. Şimdi bakalım. Biz bu saltanatı görüyoruz değil mi? Peki itaat edenlere mükafat görüyor muyuz? Mesela o kadar namaz kılıyoruz, hiç biri gelip de diyor mu; “İşte bu dünkü öğlen namazın için on altın, Cenab-ı Hakk gönderdi.” böyle bir şey yok. Öteki adam “Allah yoktur” diyor (hâşâ), ahiret yoktur diyor. Ne namaz var ne oruç var. Adam içki içiyor, kumar oynuyor. Bakıyorsunuz ona da ceza yok. Çok istisnai durumlarda var ama genelde yok. Sonra o itaat eden kişi artık ölüyor, toprağa yatırıp üstünü kapatıyorlar. Bu adam o kadar itaat etti, namaz kıldı, her şeyi yaptı. Öteki adam da isyan etti, hayatında Allah’ın emrettiği hiç birşey yok. Onu da toprağın altına koyuyorlar. Biz gelip bakıyoruz, ikisi de toprağın altına girdiler, film bitti ?! İkisi de eşit bitti. Burada bir tuhaflık yok mu? Var. Böyle saltanat süren bir Allah, böyle bir sona nasıl müsaade eder? İnsan aklen düşünüyor ve diyor ki “Hayır, etmemesi lazım!” İşte insanın aklı diyor ki “Böyle bir saltanat böyle bir sona müsaade etmez! İkisini de o kabirden çıkartacak, her birisine soracak ne yaptığını, ne ettiğini ve bir Mahkeme-i Kübra, büyük bir mahkeme, kuracak. Herkese hak ettiği mükafatı ve cezayı verecek.” Kur’an’da bu ayet yazıyor, kainattaki bu saltanat bu ayeti tasdik ediyor, biz de diyoruz “Elhamdülillah.” Demek ki ara verilmiş diyoruz, filmin ikinci bölümü başlayacak, rahat ediyoruz. İşte bakın aklen anlayış bu.

Bediüzzaman Hazretleri bunu bir cümleyle söylemiş;

“Bir saltanat hiç mümkün müdür, itaat edenlere mükafat, isyan edenlere ceza vermesin.”

Bakın bir cümlede, Haşir Risalesi’nde aklı tatmin ediyor. Bunu bilmediğimizde ne oluyor; akıl tatmin olmuyor, taklidi kabul ediyoruz.

Bu konu hakkında yorum yapmanız bizim için önemli

This site uses Akismet to reduce spam. Learn how your comment data is processed.